Mayıs Sevinçleri sardı içimizi!
Bakar mısınız! Mayısa adım atar atmaz 1 Mayıs Emekçinin Bayramını yaşadık… 3 Mayıs Türkçüler Günü’nü yaşadık… 5/6 Mayıs günlerinde Hızır ile İlyas’ın buluştuğu günler hatırasını yaşatan Hıdırellez’i yaşayıverdik.
Kimisi dua etti, kimisi dilek ağacına dilek bağladı, kimisi un çuvalının ağzını açık bıraktı Hızır gelir de eliyle una dokunur da evimiz bereketlenir diyerek, kimileri Kakava dedi çaldı oynadı, oynadı çaldı vb
Ve… 6 Mayısla birlikte halk takvimine göre yaz aylarına merhaba demiş olduk…
6 Mayıs 2026 günü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN'ın himayelerinde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri ERSOY’un katılımlarıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Vakıf Haftası programı düzenlendiğini öğreniyoruz Anadolu Ajansı ve haber kanallarından…
Bir başka öğrendiğimiz bilgi de bu yıl ecdadımızdan intikal eden ve 2023 depreminde metruk vaziyette olan 377 eserden 276’sının tamamlandığını geri kalan eserlerin camiler, kütüphaneler, medreseler, şifahaneler, su kemerleri, hanlarımız, hamamlarımız, kervansaraylarımız ve çeşmelerin 2026 sonuna kadar resterasyonla ayağa kaldırılarak insanların hizmetine sunulacağını öğreniyoruz…
İslâmiyet’le tanıştıktan sonra Anadolu’ya yerleşen Türk Milleti’mizin Anadolu merkezli kurduğu devletler: Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nde temel anlayışın “Halka hizmet, Hak’ka hizmettir” ve “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!..” felsefesinden hareketle oluşturulan eserlerle bir Vakıf/Gönül Medeniyetinin hayata geçirildiğini söyleyebiliriz…
Burada Vakıf Medeniyeti’nde esas olan konunun insanı incitmemek olduğunu hepimiz biliriz. “Sağ elin verdiğini sol elinin görmemesi” tavsiyesi bu anlayışın bir ürünüdür.
Hizmetçi kızların kırıp döktüğü eşyaların yerine konulmasını kendisine çalışma alanı seçen vakıflardan, yaralandığı için uşamayacak leyleklerin kışı rahat geçirmesini hizmet alanı olarak belirleyen vakıflardan, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacı kadar para almalarını sağlayan Sadaka Taşları uygulamasından, bakkallara ödenmeyen borçları ödemeyi ilke edinen Zimem Defterleri uygulaması vb
Vakıf Medeniyeti’mizin temelinde Kur’an-ı Kerîm’deki ALLAH’ın buyrukları vardır. Hz. Muhammed’in sünneti vardır ve tavsiyeleri vardır.
Kur’an’ı özümsemiş ve Hz. Muhammed’e bağlanmış ve ömrünü inandığı gibi yaşamaya adamış Hak yolunun yolcusu büyüklerimiz vardır:
Hoca Ahmet Yesevîler vardır, Yusuf Has Hacipler vardır, Hacı Bektaş Velîler vardır. Eşrefoğlu Rumîler vardır, Taptuk Emrelerle Yunus Emreler vardır, Sarı Saltuklar vardır, Somuncu Babalar vardır, Gül Babalar vardır ve daha nice isimli isimsiz Hak Dostu, Hak Erenleri vardır…
İsimlerini saydığımız ya da sayamadığımız Hak Dostu Hak Erenlerin hepsinin de ortak yanı, yaşadıklarıyla, ilkeleriyle, örnek şahsiyetleriyle birer Vakıf İnsan kimliğini sergilemeleri ve şahsılarında temsil etmeleridir.
İnsana ait çok özel kavramlarından birisini karşılayan ve Batı dillerinde bulunmayan güzel Türkçemizin çok özel kelimelerinden birisi olan Gönül kelimesine o kadar çok önem ve değer verilmiştir ki Yunus Emre’nin söylemiyle Gönül Çalab’a taht olarak vasıflandırılmıştır:
Eskişehir Valiliğince Yunus Emre’nin Hak’ka yürüyüşünün 705. Yılı dolayısıyla düzenlenen ”Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası” programı gereğince Yunus Emre’nin mezarı ziyarete edilerek Yunus Emre yâd edilmiştir…
Biz de Vakıf Medeniyeti’ni hayata geçirerek dünyaya insana hizmet ve insana hürmeti kurumsal anlamda yaşayan ve yaşatan ecdâdımızı rahmetle, saygıyla, sevgiyle ve duayla anıyoruz…
Ve yazımızı Gönül Medeniyeti’ne ilham olan şairlerimizden birisi olan Yunus Emre’nin şiiriyle noktalamak istiyoruz…
KARŞI/YAKA’DAN… SEVGİLERİMLE…
GÖNÜL ÇALAB’IN TAHTI
Miskinlikte buldular, kimde erlik var ise
Merdivenden ittiler, yüksekten bakar ise
Gönül yüksekte gezer, dem-be-dem yoldan azar
Dış yüzüne o sızar içinde ne var ise
Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice
Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise
Sağır işitmez sözü, gece sanar gündüzü
Kördür münkirin gözü, alem münevver ise
Gönül Calab'ın tahtı, Calap gönüle baktı
İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise
Sen sana ne sanırsan ayruga da onu san
Dört kitabın manası budur eğer var ise
Bildik gelenler geçmiş, konanlar geri göçmüş
Aşk şarabından içmiş, kim mânâ duyar ise
Yunus yoldan azuban, yüksek yerde durmasın
Sinle sırat görmeye, sevdiği didar ise
YUNUS EMRE
NOT: Yunus Emre hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen okurlarımız için:
Bkz. Google: “Türk Edebiyatında İsimler Sözlüğü, YUNUS EMRE, Yunus, Kul Yunus, Âşık Yunus, Yunus Emrem!”
Yorumlar
Kalan Karakter: