Yazı başlığı olarak seçtiğim “İzmir’deki Kutsal Ziyaret Yerleri (Türbe ve Yatırlar)” başlığının her şeyden önce Dr. Gökçe Zeynep GÜZEY Hanımefendinin Doktora tezinin kitaplaşmış hâli olduğu bilgisini paylaşmalıyım siz değerli okurlarımla…
Böyle bir çalışmayı, yazı konusu edinmemin sebebini de çoğu okurumun tahmin edeceği gibi 19 Şubat 2026 Çarşamba günü Ramazan ayının ilk orucunun tutulacak olmasıdır.
Bu vesileyle İzmir’de yaşayan 2025 yılına göre 4.504.185 vatandaşımızın çevresine uhrevî bir havayla bakmasına vesile olabilmektir.
1 Eylül 2018’den bu yana İzmir’in Karşıyaka’sında yaşayan bir vatandaş olarak şimdiye kadar muhatap olduğum hiçbir kimseden Karşıyaka’da da şu yatır var, İzmir’de de şu yatır var sözünü duymadığım gerçeğinin bu konuyu işlemem vesile olduğunu söylemeliyim.
İnanç sistemimiz içerisinde türbe, yatır, adak yeri, evliya mezarı, eren yeri, dede vb isimlerle dile getirilen ziyaret yerleri halkımız tarafından çeşitli vesilelerle ziyaret edilen yerlerdir. Hattâ yapılan uygulamaları ifade eden ritüellerin hangisi İslâmî hangisi başka inançlardan geldiğini bile yerine göre ayırabilmek mümkün olmamaktadır.
Drç Gökçe Zeynep GÜZEY’in “İzmir’deki Kutsal Ziyaret Yerleri (Türbe ve Yatırlar)” adıyla yayınladığı kitabı PA Paradigma Akademi Yayınları arasından Mayıs 2025 tarihinde çıkmış, 538 sayfadan oluşan oldukça hacimli bir kitap.
Önsöz, içindekiler, fotoğraf listesi ve kısaltmalar ve kapsamlı bir giriş ilk 60 sayfayı oluşturmuş. Sonuç bölümü de 8 sayfadan oluşmuş.
Kaynak kişiler listesi:8 sayfa, Kaynakça:29 sayfa. Dizin: 8 sayfa. Fotoğraflar: 11 sayfa, her sayfada 2 olmak üzere 22 Ziyaret Yeri fotoğrafı verilmiş.
İzmir Kültür Sanat Fabrikasındaki Murat Çobanoğlu etkinliğinde tanıştığımız, Karşıyaka Sevgi Şairleri olarak İzmir Atatürk İl Halk Kütüphanesi’nde 18 Aralık 2025 günü icra ettiğimiz Hz. Mevlânâ’yı anma etkinliğinde imzalayarak şahsıma takdim ettiği “İzmir’deki Kutsal Ziyaret Yerleri (Türbe ve Yatırlar)” kitabıyla tanıştığım günden bu yana İzmir’in manevi dünyasına bakışımın da değiştiğini söylemeliyim değerli okurlarım.
İzmir’de merak edip de soramadığım ya da doğrudan karşılaşma imkânım olmayan bir konuyu bir Doktora çalışmasıyla karşımda bulunca ne kadar heyecanlandığımı tahmin edebilirsiniz diye düşünüyorum…
Hoş, İzmir’e yerleşmezden önce bilvesile Birgi’ye gitmiş ve İmam-i Birgüvî hazretlerinin kabrini ziyaret etmiştim. Geçmiş yıllarda Susuz Dede ziyaretleri ile ilgili haberleri okuduk gazetelerden. Buna benzer ucundan kıyısından bilgilerle de karşılaşmamış değildim hani…
Dr. GÜZEY, 26 ilçesiyle birlikte İzmir ilinde 156 ziyaret yeri tespit etmiş. En çok ziyaret yeri, 33 ziyaret yeri Tire ilçesindeymiş. 4 ilçede hiç ziyaret yeri ve türbe tespit edilememiş.75 yer Dede, 13 yer Baba adıyla ziyaret edilmekteymiş.
Kitabın arka kapak yazısında da şu görüşlerine yer vermiş Dr. GÜZEY:
“””Türbe, yatır, mezar, dede vb adlarla anılan ve kutsal mekânlar ile alanları içeren kutsal ziyaret yerleri, maddî kültür unsuru olmalarının yanı sıra, fertlerin manevî hayatını etkileyen, yönlendiren ve toplumu bir arada tutan önemli unsurlardan biridir.
Kutsal ziyaret yerleri halk tarafından ilgiyle karşılanan ve belirli bir takvime bağlı olarak veya bağlı olmadan çeşitli istek ve beklentilerle ziyaret edilen kültürel miras alanlarıdır. Ziyaret yerlerini sadece maddî kültür mirası olmaktan çıkaran unsur, Türk halkının günümüzde de sürdürmekte olduğu bir ziyaret geleneğine sahip olmasıdır. Bu nedenle Türkiye’nin illerinde oldukça yüksek sayıda kutsal ziyaret yeri bulunmaktadır ve ziyaret yerinin özelliğine bağlı olarak halk tarafından büyük bir ilgiyle karşılanmaktadır…
……”””
Türk milletinin ana karakterlerinden birisi de sağlığında çok sevdiği saydığı kimseleri ölümünün ardından kutsaması, onunla ilgili keramet ve olağanüstülükler bulunan söylenceler oluşturmasıdır:
İslam öncesi dönemde, ozan, kam, şaman olarak anılan bu kişiler öldüklerinde bulundukları yerdeki yüksekçe bir tepeye gömülmekte zaman içerisinde de söylencesi oluşturulmakta yılın belli dönemlerinde de ziyaret edilmektedirler. Nitekim 21 Mart Nevruz Bayramı ülkemizin çok çeşitli yerlerinde bu türden toplu ziyaretlere tanık olmaktayız: Ör. Denizli, Fethiye ve Romanya Dobruca’daki Babadağ adının kaynağı dağın zirvesinde mezarı olduğu kabul edilen bir “Baba” kültü ile ilgilidir. Macaristandaki Gül Baba türbesi ve Balkanların çeşitli yerlerindeki “Sarı Saltuk” mezarları, Ohri Gölü yakınındaki Halvetî Hasan Baba Türbesi, Saraybosna’daki Ayvaz Baba ziyaret yeri, Anadolu’daki Yunus Emre türbe ve mezarları ile makamları vb Türk milletine özgü inanç yerleridir. Özellikle su kaynakları, dağ zirveleri bu türden inançların çokça sergilendiği alanlardır.
Bu yazıyı yazmamıza vesile olan Dr. Gökçe Zeynep GÜZEY’i “İzmir’deki Kutsal Ziyaret Yerleri (Türbe ve Yatırlar)” kitabı için kutluyoruz ve nice eserler diliyoruz.
Recep ve Şaban aylarının ardından 18Şubat Çarşambayı 19 Şubat Perşembeye bağlayan akşam teravih namazıyla başlayacak olan gecesinde yaşanacak olan sahurun ardından başlayacak bir aylık Ramazan orucu ayının ülkemize, İslam âlemine ve tüm insanlığa güzelliklere, sevgiye ve berekete vesile olması dileklerimizle…
KARŞI/YAKA’DAN… SEVGİLERİMLE…
Yorumlar
Kalan Karakter: