“SEN AĞLAMA”, emekli bir öğretmen olan Süheyla UYSAL hanımefendinin yurdumuzun değişik yörelerinde 24 yıllık görev sürecinde kendi yaşadıklarını özetlediği bir anı kitabının adıdır…
O halde neden “Sen Ağlama” Türkiye’m!..” diye başlık attın diye sorabilirsiniz değerli okurlarım… Onu da açıklayayım müsaadenizle!..
1.Nedenin haber başlığı: Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde iki gün önce bir liseye düzenlenen silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Okulun eski öğrencisi olduğu belirtilen ve rastgele ateş açan kişi, olayın ardından yaşamına son verdi.
2.Nedenin haberi: Kahramanmaraş'ta dün okula silahlı saldırı: 14 yaşındaki öğrenci, 5 silah ve 7 şarjörle iki sınıfı taradı; 9 ölü, 13 yaralı!
İki haberin de ayrıntısına girmeyeceğim. Çünkü konu ilgili makamların ilgi alanındadır ve de açıklama yetkisi onlardadır.
15 Nisan akşamında “Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu”nun yayınladığı baş sağlığı mesajı ve TRT TV’lerinin ilan edilmedik bir yas programını andıran programlarla âdetâ Türkiye ağlıyorken buna karşılık ben de “Sen Ağlama!” Türkiye’m!..” diyeceğim ve sizlere “Süheyla UYSAL öğretmenimizin SEN AĞLAMA kitabından söz edeceğim değerli okurlarım… Neden mi? Öğretmenlik mesleğinin bir özveri mesleği olduğu gerçeğini Süheyla Uysal öğretmenimizin şahsında gördüğüm için…
Süheyla Uysal öğretmenimiz kitabın takdiminde “Bu kitabı ülkesini çok seven öğretmenlere ve annelere mektubumdur” diyor…
1948’de Eğirdir’de dünyaya gözlerini açar Süheyla Öğretmen ve gökyüzünün en parlak yıldızının ismi verilir kendisine… Babanın görevi dolayısıyla önce Tokat-Erbaa, ardından Mersi yılları… Ve Gazi Ünv. Müzik Eğitiminde geçen bir öğrencilik ve öğretmenlik sevincini annesiyle paylaşması. Anneden beklenmedik bir cevap:
Annesinin Süheyla öğretmene emir mahiyetindeki isteği: “Sakın okuduk diye kendinizi bir şey zannetmeyin!..”
1968’de başlayarak 1992 yılları arasında 24 yıl boyunca ÇORUM Erkek Öğretmen Okulu, DİYARBAKIR Silvan Lisesi, ERZURUM Oltu Lisesi, KASTAMONU Abana Lisesi, KAYSERİ Develi Lisesi ve 12 yıl süren ANTALYA’daki öğretmenliği…
7 Yıl Antalya Belediye Başkan Yardımcılığı… 2 kez Antalya Altın Portakal Film Festivali Jüri üyeliği… Antalya’da 19 yıl süren görev yılları… 24 Teşekkür ve Takdirname ve 2 kez de Turizm Ödülü… Ulusal beste, öykü ve tiyatro metni yarışmalarında Türkiye çapında alınan ödüller ve basılan şiir kitapları…
Ancak Antalya’da tek başına yaşadığı görev yıllarının ardından 13 yıl sonra Antalya’ya gelebilen Cumhuriyet Savcısı bir eş Uğur UYSAL…
1968’de Çorum’da başladığı öğretmenlik yaşantısında Türkiye’nin genel durumu üç aşağı beş yukarı birbirine benzemektedir. Yollar toz toprak içinde şoseyken, hemen her yerde kiralık ev bulmak sorundur. Lokanta vb ihtiyaç görülecek yerler hemen hemen yok gibidir… Su mahalle çeşmelerinden alınır, evler sobalarla ısınır, elektrik ise kısa süreli verilir,,, Özellikle kış aylarında kar yağışı nedeniyle yollar kapandığı için ülkenin doğusundan batısına, batısından doğusuna bir haftalık yolculukla gidilebilmektedir. Okur yazar olmayan anneler babalar nesli baskın olduğu için Anadolu’nun değişik yerlerinde kız çocukları okutulmak istenmemektedir.
Bu şartlar içinde görev yapan öğretmenler, gerek zor şartlarda yetiştikleri için, gerekse okullarda kendilerine verilen eğitimin niteliği dolayısıyla görev aldıkları her yere koşarak ve azimle gitmektedir… Biz bu gerçekleri ve öğretmenlik fedakârlığını Süheyla UYSAL öğretmenimizin şahsında takip ediyoruz…
Ben Süheyla UYSAL öğretmenimizden önce Sıdıka Avar’ın Elazığ, Tunceli, Bingöl yöresinin çetin koşullarında 1939-1959 arasında yaşadığı 20 yıllık öğretmenlik anılarını yazdığı DAĞ ÇİÇEKLERİM kitabını okuduğum için zaman zaman Süheyla Uysal öğretmenimi de hem yaşayan, hem dikkatle gözleyen bir efsane kimliğiyle andığımız Sıdıka Avar’a benzetmişimdir… “Öğretmenlik başkalarını aydınlatırken kendisi mum gibi erimeye talip olan fedakâr insanların mesleğidir!..” sözünün ifade ettiği anlamı da Süheyla Uysal’ın şahsında görmüşümdür…
Yeniden yazının başlığına dönersek: “Sen Ağlama”-Türkiye’m!.. Düşün, araştır, kafa ve gönül birliği yap ve “Biz bu sonuca nasıl geldik?” sorusunun cevabını bul ve çözüm yollarını ara!.. TBMM’siyle, MEB Şurası’yla, yerel yönetimleriyle, ana babalarıyla bu soruların doğru çözüm yollarını bulmak zorundayız… Yoksa, yoksa daha kötü ortamları yaşar. Daha çok ağlar, daha çok gözyaşı dökeriz…
1970 öncesi doğumlularla ilgili dolaşan videoyu dikkatle dinlemeliyiz önce: 1940, 1950,1960 doğumlular Türkiye’nin yokluk yıllarını yaşadılar. Her türlü zorluğun üstesinden gelmeyi yaşayarak öğrendiler. O yıllarda Türkiye köylü bir yapıya sahip ve tarım toplumu özelliğine sahipti. Dolayısıyla ailenin varlığı çok yönlü bir mücadeleye dayandığı için dünyaya gözünü açan herkes birbirine benzer bir hayat tarzını yaşayarak bir şey olduğu için insan halinden anlıyor, yoklukları ve zorlukları paylaşıyor idi…
Özellikle 2000’den itibaren hayata merhaba diyen kuşağın yepyeni bir hayat tarzı ve anlayışı var. Tabletlerle, cep telefonu ve sosyal medya ile büyüyen, kaloriferli evlerde yaşayan, okullarına servislerle gelip giden bu kuşak ile anne babaları dedeleri ve büyük anneleri arasında hayata bakış ve anlayışında uçurumlar var. Yaz meyvesiyle kış meyvesinin farkı misali…
Osmanlı Devletinde 1848 Dârülmuallimîn/Yüksek Öğretmen Okullarının açılışı ile Fransızların lise mezunlarına bir şey sorulduğunda cevabını almak üzere “Ayaklı Kütüphane” tabir edilen bir insan anlayışı üzerine kurgulanmıştı eğitim.
Köy Enstitülerinde ise köye gönderilen öğretmenin çoklu meslek dallarında rehberlik yapması üzerine kurgulanmıştı eğitim… NATO’ya girişle birlikte ABD’ye kayınca eğitimin ibresi Türkiye’nin bir “Küçük Amerika” olmasına evrilmişti.
Öğretmen okulları mezunlarının kura çekimlerinde coşkularla ve sevinçlerle ülke çocuklarına Mustafa Kemal ATATÜRK’ten aldıkları ışığı götürmek için “Türk bayrağının dalgalandığı her yerde görev yaparız!..” anlayışıyla Anadolu’nun en ücra köşelerine bile koşarak gittiklerinin tanığıyız…
Ve… 2023’le birlikte Türkiye Cumhuriyeti’mizin 100. Yılını yaşamış ve yeni bir yüzyıla adım atmışken Sıdıka AVAR ve Süheyla UYSAL öğretmenlerimizin anılarından bugünlere aktaracağımız çok tecrübeler var…
Özellikle Süheyla Uysal öğretmenimizin 1980 öncesi anarşi ve terör olayları konusundaki görüş ve tespitleri yeni karanlık noktaları aydınlatmak için ışık tutabilir bizlere…
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olayları, mevzi bir olay olmanın ötesinde Ortadoğu’da yaşananların bir kıvılcımı olduğu duygumu paylaşmama müsaade edersiniz sanırım değerli okurlarım…
Bu duygularla Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki elim olaylarda ölenlere rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum…
16 yıl liselerde, 24 yıl da PAÜ çatısı altında Eğitim Fakültesinde görev yapmış bir Türk Dili ve Edebiyatı Hocası olarak, emekli öğretmen Süheyla UYSAL’a teşekkürler ediyor ve sağlıklı ömürler diliyorum anılarını kitaplaştırdığı için… “SEN AĞLAMA” anı kitabıyla beni buluşturan, Süheyla Uysal öğretmenimizle Kayseri-Develi’de birlikte görev yapan ve aynı ortamları paylaşan çok değerli Zehra Nurdan YAVEROĞLU öğretmenime de sonsuz teşekkürler ediyorum…
KARŞI/YAKA’DAN… SEVGİLERİMLE…
Yorumlar
Kalan Karakter: