ŞİİRLER VE MARŞLARLA CUMHURİYET  YOLCULUĞU
Şerif  KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

KARŞI/YAKA'DAN [email protected]

ŞİİRLER VE MARŞLARLA CUMHURİYET  YOLCULUĞU

30 Ekim 2020 - 09:18


“Dört nala gelip uzak Asya’dan…
 Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan,
              bu memleket bizim…”
Dedik Nazım Hikmet’le, binlerce yıl önceden gelişimizi duyurduk.  Defalarca tekrarlanan bu gelişin son tarihini koyduk; 26 Ağustos 1071dedik… 
Selçuklu ve Osmanlıyla şanlı yüz yılların ardından biz yorulduk, biz durulduk, biz uyuduk… Bize  “hasta adam” dediler… Öldük zannettiler… İşte ne olduysa bu süreçte oldu!..
1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi(Doksan Üç Harbi) ile başlayan ve 1919’a gelen 40 yıllık savaşlar sürecinde; çok ezildik, çok devrildik, çok kırıldık…
“Çanakkale içinde vurdular beni
 Ölmeden mezara koydular beni” dedik…
*
“Ah o Yemen’dir, gülü çemendir
Giden gelmiyor; acep nedendir?” dedik…
*
Vatan şâirimiz Namık Kemal seslendirdi milletin feryâdını;
“Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini
Yok mu kurtaracak bahtı kara mâderini”
*
Cevap 19 Mayıs’ta Samsun’a ayak basarken geldi Mustafa Kemal’den:
“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini...
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.” 
*
Ankara’da Büyük Millet Meclisi toplandı 23 Nisan 1920’de… Milletin davet sesine tercüman oldu:
                       Ankara’nın taştır yolu, //  Sağı solu asker dolu.
                       Yetiş Kemal Paşam   //  Kan ağlıyor Anadolu.
                       Pek gamlıyız…

                     12 Mart 1921’de Mehmet Akif Ersoy “İstiklâl Marşı”ile haykırdı Türk Milletine yüreğinde saklı olan cevheri:

  •                       Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
                       Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
                       O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
                       O benimdir, o benim milletimindir ancak…”
                       *
    Ve bir milletin “Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya!..” diye haykıran Necip Fazıl’ın davetine benzer şekilde ayağa kalkışı/kıyama duruşu…
                       15 Mayıs 1919’da İzmir’in Konak Meydanında gazeteci Hasan Tahsin’in işgalci Yunan Ordularına karşı ilk kurşunu sıkışı ve şehâdet mertebesine erişi…
                       Aradan geçen dört beş saat içinde Denizli Müftüsü Ahmet Hulûsi Efendi’nin Denizli’de Bayramyerinde yapılan protesto mitinginde “Düşmana karşı durmak farz-ı ayndır… Ben müftünüz olarak fetva veriyorum: Elinde silahı olan silahla karşı dursun, silahı olmayan yerden üç taş alarak düşman üzerine atmak suretiyle fiili mukabelede bulunsun…” 
                    Balıkesir, Maraş, Urfa, Antep vb daha nice yurt köşesinde  milletin işgale karşı baş kaldırışı. Milletin kuvvetlerini birleştirişi: Kuvvayi Milliye ile dirilişi…Şerife Bacılar, Kara Fatmalar, efeler, zeybekler, dadaşlar derken Bir milletin uyanışı ve İstiklâl Harbinin alevinin ışığında düşmanın adım adım yurttan kovulmaya başlanışı…
                    6 Ocak 1921’de 1. İnönü, 23 Mart-1 Nisan 1921 arasında 2. İnönü Muharebesi, 23 Ağustos 1921ile 13 Eylül 1921 arasında yaşanan 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi… 26 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da başlayan Başkomutanlık Meydan Muharebesi:
                   Bir dörtlüğe sığdırılan bir destan boyutundaki duyguların Yahya Kemal dilinden şâir duası:       
"Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın." 
                      9 Eylül 1922 günü, Yunan’ın 15 Mayıs 1919’da işgali başlattığı noktada hem Hasan Tahsin’in öcünün alınışı hem de yeniden Konak Meydanındaki Hükümet Binasında göndere Türk Bayrağımızın çekilişi..
                      Üç yıl boyunca yaşanan onca acı ve göz yaşı dökülen İzmir’in dağlarında elbette çiçekler açacaktı artık; Türk Milleti atasını kalpten alkışlayacaktı. öyle de oldu…
                          İzmir’in dağlarında çiçekler açar
                          Altın güneş orda sırmalar saçar.
  Bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar
Yaşa Mustafa Kemal Paşa, yaşa;
Adın yazılacak mücevher taşa...”
 “Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa //  Askerin, bayrağın, milletinle çok yaşa!”  dedi millet…
Hoş gelmişti Mustafa Kemal Paşa… Önderliğinde Türk Milleti özgürlüğüne kavuşmuştu. Cennet vatanında, ay yıldızlı bayrağı altında kendi devletiyle ve değerleriyle kavuşmuştu hem Türkiye Cumhuriyeti adıyla devletine hem de yönetim şekli olarak Cumhuriyetine…
Onca yaşanan badirelerin ardından olanı biteni ve Cumhuriyetle birlikte elde edilen kazanımları Faruk Nafiz ile Behçet Kemal Çağlar 1923’te 10. Yılda şâir gönülleriyle şiirleştiriyorlardı:
 Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan;
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan.

Türk'üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

  TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi 17 Aralık 1934’te kabul ettiği 2587 sayılı yasa ile Mustafa Kemal’e şükran ifadesi olarak ATATÜRK soy adını veriyordu.
Bugün ciğerlerimizi şişire şişire “NE MUTLU TÜRK’ÜM!..” diye haykırabiliyorsak bunu, 206 devlet arasında adında cumhuriyet olan 157 devletten birisi olarak demokrasiyle yönetilen  Türkiye Cumhuriyeti devletimize ve Cumhuriyet rejimimize borçluyuz…
97. YIL’da bugünleri bizlere hazırlayan başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, atalarımızı minnetle, hayırla ve duayla yâd ediyoruz…
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum