İzmir’in siyasi gündemi bir süredir Eyyüp Kadir İnan – Cemil Tugay tartışmalarıyla belirleniyor. Çok değil, daha birkaç ay önce Cemil Tugay’ın İzmir’in sorunlarına dair yaptığı bakanlık görüşmeleri ve verdiği fotoğraflar “Tugay AK Parti’ye mi geçiyor?” sorusuna muhatap olurken, bugün gelinen noktada “Bu kavga nereye gidecek?” sorusuyla karşı karşıyayız.
Elbette her ikisi de farklı siyasi partilerin temsilcileri; doğal olarak fikir ayrılıkları olacaktır. Birbirlerine yönelttikleri eleştiriler de olmalıdır. Ben her zaman etkili muhalefetin iktidarı canlı tutacağına inanmışımdır ve eleştirilerimi bu çerçevede yapmışımdır.
Eyyüp Kadir İnan, AK Parti’nin Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili.
Cemil Tugay ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı.
Birisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ve AK Parti Genel Başkanı’nın yanında siyaset üretip memlekete faydalı olmaya çalışmakta, diğeri İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde ve başkanlık makamında memlekete faydalı olmaya çalışmakta.
“Bunu neden yazdın, bilmeyen mi var?” diyebilirsiniz. Ancak kendi partili arkadaşlarının bu durumu bazen tam olarak idrak edemediğini düşünüyorum.
Cemil Tugay o fotoğraflarda yalnız bırakılırken de partili milletvekillerini aynı tonda zaman zaman eleştirmiştim. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde birçok CHP’li vekilin inisiyatif almadığı, İzmir için kavga etmediği gibi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde de birçok AK Partili meclis üyesi sorumluluktan kaçmaktadır.
AK Parti’ye ya da AK Partililere Cemil Tugay tarafından eleştiri yöneltildiğinde, siz o mecliste bu duruma yüksek sesle itiraz etmezseniz ya aynı fikirdesinizdir ya da işinizi yapmıyorsunuzdur. Siz bazı tartışmaları o mecliste yapmazsanız, yüz yüze bakarken kavga etmezseniz, sonucunda “ateşe köz taşımış” olursunuz.
Ve netice ortada.
Bu olayların başlangıcı olan meşhur “kadraj” hadisesinin sonrasında AK Partili Burçin Kevser Sevil ve Dilaver Kişili’den mecliste itiraz gelmiş, ses çıkmıştı. Meşhur “tefeci iktidar” söylemine itiraz ederken, CHP’li meclis üyeleri sıralara vurarak Dilaver Kişili’yi konuşturmamış, daha kötüsü konuşması bitince kendi arkadaşları alkışlamamıştı bile.
Meslek Fabrikası eylemlerinde Cemil Tugay tartışmanın dozunu o kadar artırdı ki, Eyyüp Kadir İnan’a ithafen:
“Ben senin korkulu rüyanım. Senin ipliğini pazara çıkaracağım. Bugüne kadarki o nazik, efendi Cemil Tugay’ın yerine içimdeki o savaşçıyı göreceksin.” dedi.
Cemil Tugay, İnan’a şahsen savaş açmış olamazdı, değil mi?
AK Parti rozetiyle o sıralara oturan meclis üyeleri, İnan’a yöneltilen bu ciddi suçlamaya partileri adına itiraz etmeyecekler mi? Ya da en azından “Başkan, açıkla da biz de İzmir de öğrensin. Bu ifadeleri partimizin genel sekreteri için öylesine kullanamazsın!” demeyecekler mi?
Bu tartışmaları o meclis sıralarında yaparak sonlandırmak işlerine gelmiyor mu? Yoksa bu tartışmaların sosyal medya ve medya üzerinden büyümesi işlerine mi geliyor? Ya da siz Cemil Tugay’la aynı fikirde misiniz? Siyasi meseleler, parti büyükleriniz sizi çok ilgilendirmiyor mu? Kişisel ilişkileriniz bozulsun istemiyor musunuz?
Hatırlıyorum; Tunç Soyer, dönemin il başkanı Kerem Ali Sürekli’yi yalan söylemekle itham etmişti ve meclis toplantısında Grup Başkanvekili Özgür Hızal öyle bir tartışma yürütmüştü ki mecliste başka bir şey konuşulamamıştı. Ardından “Ben partimin il başkanına yöneltilen hakaretlere itiraz edemeyeceksem burada ne işim var?” demişti.
Yine Tugay bir konuşmasında şöyle diyor:
“Ben ne zaman bakanlarla ya da Ankara’da üst düzey bürokratlarla görüşsem, İzmir ile ilgili olumsuz bir bakış görmüyorum. Ancak bu insanları birileri durduruyor, birileri engelliyor. İzmir’e bir şeyler yapmayın diye bir şeyler söylüyorlar. Başta anlayamadım ama sonradan gelen bilgilerle anladım ki; yerelde özellikle AK Partili milletvekilleri, bu kötü alışkanlığa sahip olan bir grup kötü insan bunu yapıyor.”
Doğruysa çok vahim bir iddia…
AK Parti Grup Başkanvekili Hakan Yıldız hemen sonrasında ki mecliste sadece krediyle ilgili konuşuyor ve diyor ki:
“Kredi konusunda engellendiğiniz doğru değil. Bizzat olaya vakıfım. Bazı toplantıların içinde bulundum. Bu doğruysa ispatlayın, istifa edeceğim. Yoksa siz istifa edecek misiniz?”
Ama AK Parti sıralarından şu ses yükselmiyor:
Kastettiğiniz “bir grup kötü insan” olan vekiller kimler?
Size ya da İzmir’e ne kötülük yaptılar?
Hangi milletvekili, hangi bürokrata baskı yaparak İzmir’in aleyhine çalışmış?
Bu iddiaların sahibi Cemil Tugay’la aynı fikirde değilseniz eğer, bu tartışmaların yapılacağı tek yer büyükşehir meclisidir. Orada tartışılmayan konular maalesef dışarıda tartışılıyor ve İzmir'in siyasi atmosferi geriliyor.
İçinde bulunduğunuz meclis, İzmirli adına İzmir için kavga vereceğiniz, mücadele edeceğiniz yerdir. Bu millet sizi bunun için seçti. Siz bunu bu millete borçlusunuz.
Son olarak, ehemmiyet verdiğim bir hususu hatırlatmak isterim:
Birçok yakın çalışma arkadaşı, Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresine sert ve disiplinli, vatandaşa ise naif ve merhametli davrandığını anlatır. Bunu da şöyle açıklarlar:
“Siyasiler, partilerine ve liderlerine borçludur. Liderler ve partiler ise millete borçludur.”
Yorumlar
Kalan Karakter: