İzmir garip bir süreçten geçiyor. Halk belediyelerden memnun değil, belediyeler hükümetten şikayetçi. Huzursuzluk almış başını gidiyor.
Elbette bütün bu hengamede bazı konular gözden kaçıyor ve ben bir konuya dikkat çekmek istiyorum.
Yerel siyasette belkide İzmir tarihinin en tartışmalı döneminden geçiyoruz. Belediyelerin neredeyse tamamına yakını "Menemen ve Aliağa hariç" CHP tarafından kazanılmış. AK Parti İzmir genelinde muhalefete layık görülmüştür.
Yanlış adaylar, yanlış meclis üyeleri ve daha birçok neden, fakat gelinen noktada ön yargılı olmadan izlemek gerekiyordu bir süre. İzledik, gözlemledik.
Sonuç ne mi? Yerelde İzmir'de ki sorunlar tüm Türkiye'de konuşulurken, bir kaç milletvekili olmasa İzmir'de konuşulmayacak durumda.
Eminim ki tercihleri değildir, yerelde bu kadar tartışmanın içinde olmak. Ancak yazımda da belirttiğim belediye meclislerinde ki yetersiz muhalefet, onları bu tartışmaların içinde bulunmaya mecbur kılmıştır.
Malumunuz; genel siyaset konuşulurken, hükümeti eleştirenler dahil büyük bir kalabalık, Türkiye’de muhalefet sorunu olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin gerçeklerinden uzak, parti içi kavgalar ve kişisel istikbal kaygılarından ötürü, istikrarlı ve etkili muhalefet edemediklerinden dert yanıyor.
Bu zaviyeden İzmir’e baktığımızda, genel siyasette ve yerelde etkin rol alan, ciddi muhalefet yapan AK Parti milletvekilleri var. Ancak belediye meclis üyeleri için aynı şeyi söylemek maalesef mümkün değil.
Perde arkası diplomasisi, kişisel ilişkiler, çok başlılık, kim kiminle, kimin abisi kim, yeterlilik, mütekabiliyet, konu hakimiyeti, nefis, kibir gibi birçok hastalıklı durumdan ötürü İzmir’de yerel yönetimlerde muhalefet birkaç meclis üyesinin sırtına yüklenmiş durumda.
AK Parti’nin o meclislerde etkili muhalefet yapacak kadroları yok muydu? Tabii ki vardı. Ancak bazıları bilinen, bazıları bilinmeyen nedenlerden o meclis sıralarında hak ettikleri yeri alamadı.
Bir kere doğru anlaşılması açısından özellikle belirteyim, etkili muhalefet iktidarı çalıştırır. Bu anlamda dışarıda bırakılan isimler cezalandırılmadı, İzmir cezalandırıldı. Özellikle belirtmek istediğim isimler var ancak, yaptığım eleştirilerin kendilerine mal edilmemesi için isim belirtmiyorum.
Ancak görevde olan bazı isimleri, meclisleri ve gündemi takip eden bir kardeşiniz olarak özellikle belirtmek isterim.
Bazı isimler kendi meclislerinde ve büyükşehir meclisinde, canhıraş mücadele ederek görevinin hakkını veriyor ve seçmene verdiği sözü tutmak için mücadele ediyor.
Bayraklı’da Emre Demir’in neden büyükşehirde olamadığını aklım halen almıyor. Buna rağmen sorumluluk alarak çok etkili muhalefet yapıyor.
Torbalı'da ve büyükşehirde Gizem Akyüz Duman'ın verdiği mücadele umut verici. Sorumluluk almaktan kaçınmıyor, siyasi duruşunun kavgasını veriyor.
Bergama’da Sebahattin Güzel, köy köy gezerek ilçesinde yaşanan sıkıntıları tespit ediyor ve konuları büyükşehir meclisine de taşıyarak, maruz kaldığı bütün çirkinliklere, yalnız bırakılmasına rağmen mücadelesinden vazgeçmiyor.
Buca’da Murat Polat, büyükşehirde olmasını çok isterdim. Bornova’da Ercan Tekin, nereden geldi bu adamlar? Sorusunu 2 yıllık performansları sonucunda bu adamlar bugüne kadar neredeydi? Sorusu ile yer değiştirttiler.
Kemalpaşa’da apayrı bir hikaye var. Buradan parti yetkililerine sesleniyorum, Recep Tayyip Taslak’a destek verin. Gençliğinin; muhalefet ve hizmet etme arzusunun, yılgınlıkla yer değiştirmesine müsaade etmeyin.
Gaziemir ve Menemen nispeten daha şanslı ilçeler, etkili meclis üyeleri hem ilçelerinin sorunlarını büyükşehir meclisine taşımakta hem de liyakatte Dilaver Kişili, Uğur İnan Atmaca, Nail Kocabaş gibi isimlerle hakkını veriyor muhalafetin.
Burada Dilaver Kişili’ye ayrı bir parantez açmak lazım, uzun yıllar yürüttüğü medya başkanlığının ardından ‘acaba’ diyenlere bilgi ve birikimin o sıralarda ne işe yaradığını bütün argümanlarıyla öğretti. Daha önemlisi, her alanda muhalefetini gri alanlarda yapmadı.
Karabağlar’da bir ismi tebrik etmek lazım. Fırat Eroğlu, kendisine yöneltilen, şuna yakın, genç, acemi eleştirilerine kulaklarını kapayarak kendisine inananları mahcup etmiyor.
Aslında yazacak daha çok konu var ama burada kesmek ve bütün bu bilgilerin ışığında bir konuya dikkat çekmek istiyorum.
Önümüzdeki hafta Pazartesi yapılacak büyükşehir meclisi öncesi AK Parti Büyükşehir Grup Yönetimi İl Başkanı tarafından belirlenecek.
Bu konuda kulağımıza gelen bazı kulis bilgilerini paylaşmak istiyorum.
AK Parti Grup Başkan Vekili Hakan Yıldız’ın değiştirilmek istendiği ancak yerine uygun isim bulmakta güçlük çekildiği konuşuluyor. Yıldız, yaptığı iş dolayısıyla her zaman tartışmalı bir isim oldu. Hem parti içi hem parti dışı kaynaklar sürekli kendisi hakkında iddialarda bulundu. Siyaseti işine, işini siyasete karıştırmakla suçlandı. Büyükşehiri eleştirmek için yapmış olduğu videolu paylaşımda Alsancak’tan, Halkapınar’a bağlantıyı sağlayacak yolun gecikmesi konusunu işleyen Yıldız, adeta iddia sahiplerinin elini güçlendirdi.
Ancak bir konuda hakkını teslim etmek lazım, bence şu an Büyükşehir meclisinin AK Partili en etkili hatibi, parti geleneğini bilen, partinin içinde büyümüş bir isim.
Bir diğer isim Uğur İnan Atmaca, Nail Kocabaş’ın yerine grup sözcülüğüne getirildi, ancak kendisi ile ilgili bireysel hareket ettiği yönünde ciddi eleştiriler var. Konulara hakim, mesleki bilgi birikimini muhalefet ederken de çok etkili kullanıyor.
Bir diğer kulis dedikodusu, İl Başkanı Bilal Saygılı’nın akrabası olan meclis üyesi Ercan Tekin’in büyükşehir grup yönetiminde yer alacağı. Kendisine çok yakın isimlerle görüştüğümde, konunun hiç konuşulmadığı, düşünülmediği ve böyle bir görev verilmesi halinde asla kabul etmeyeceği bilgisine ulaştım. Hatta öyle ki "İl Başkanımıza yakınlığımın ağırlığını sırtımda taşımaya çalışıyor iken, kendisinin yaptığı kıymetli hizmetlerin yerine benim konuşulmam isteyeceğim en son konudur" sözleriyle böyle bir konu olamayacağını belirtmiş.
İzmir’de yaşayan AK Parti seçmeninin beklentisi, tek derdi İzmir’e hizmet etmek olan, aidiyeti ve sorumululuğu yalnızca AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanına olan kadroların görev almasıdır.
Yazımın sonunda bir konunun özellikle altını çizerek açmak istiyorum. Eyyüp Kadir İnan İzmir’deki bir açılış programında “Benim ustam, rehberim Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan” dedi. Bu öylesine söylenmiş ya da sadece yakın çalışma arkadaşı olduğu için söylenmiş bir söz değildi. Kendisini farklı görevlerde tanıdığım gençlik yıllarında dahi rehberi Recep Tayyip Erdoğan idi. Zaten dikkat edin AK Parti’de başarıya ulaşan isimler, Erdoğan’ın rehberliğinde kendisini, millete hizmete vakfetmiş isimlerdir. Bence AK Parti’de görev verilmiş bütün isimler bunu akıllarında tutmalı ve milletten başkasına hizmet etmeyi akıllarından çıkarmalıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: