Geçtiğimiz hafta yoğun bir görüşme programıyla geçen Ankara ziyareti gerçekleştirdim.
Birçok kıymetli ismi ziyaret ettim, hepsine nazik ev sahiplikleri için teşekkür ederim.
Elbette hepsi ile İzmir’e ve memlekete dair birçok meseleyi konuştuk.
Ancak bir isim var ki, son zamanlarda birçok tartışmanın odağı gibi gözükmekte ve bu durumun çok yanlış anlaşıldığını veya anlatıldığını düşündüğüm için kendisine dair bazı notlar aktarmak istiyorum.
Sormazlar ama bana sorsalar; milletvekili adaylarını nasıl seçelim? nasıl kriterler olsun diye? muhtemelen şöyle sıralarım.
1-İyi bir eğitimi olsun
2-Başarılı bir iş yaşamı olsun
3-Siyasetten elde edeceği menfaate ihtiyacı olmasın
4-Şehrin sokaklarında seçimden sonrada görebileceğimiz bir isim olsun
5-Şehrinin ve seçmeninin derdiyle dertlensin
6-Tercihen kadın ya da genç olsun
ve ulaşılabilir olsun
Ceyda Bölünmez Çankırı…
Elbette Edirne’den Hakkari’ye memleketin her köşesi çok kıymetli, ancak kendisi İzmir’e geldiğinde Mardin milletvekili neden İzmir’e geldi? İzmir’de ne işi var? gibi faşizan eleştiriler yapıldı.
Halbuki kendisi; Ankara’da yaşayan bir iş kadını ve partisi nerede ne görev verirse itiraz etmeden, elinden gelenin en iyisini yapmak için mücadele eden, ayakları üstünde durabilen rol model bir kadın.
Mardin, İzmir, ya da partisi adına görev aldığı her şehirde, inandığı partinin ve liderin hizmetlerini halka anlatarak, halk desteğini artırmayı amaçlayan siyasi bir çizgisi var.
Bunun için ailesinden fedakârlık eden, çocuğuyla, eşiyle biriktirebileceği hatıralar yerine, Mardin’in İzmir’in, Afyon’un, Kayseri’nin sokaklarında hatıra biriktiren bir anne. Anneler bunun ne anlama geldiğini iyi bilecektir.
Üçüncü dönem milletvekilliği yapıyor, Konak belediye başkanı adayı oldu, siyasete malzeme dedikodu cümlelerinin hiçbirinde ismi geçmedi. Hakkında hiç akçeli iddialar duymadık.
Üstelik samimi ve açık sözlü…
Kendisine açık açık yönelttiğim siyasi kariyer planlamalarına dair, hiç lafı dolandırmadan, verilen hiçbir görevden kaçmayacağını ve aldığı her görevin hakkını vermek için mücadele edeceğini defaten anlattı.
Neden biliyor musunuz?
Çünkü inandığı bir lideri var ve kendisine güvenildiği sürece o güvene layık olmak istiyor.
Arşınladığı sokaklarda İzmirlinin taleplerini, dertlerini, suya yazmıyor. Bizzat not aldırarak ilgileniyor.
Masasının üstü, İzmir de sokak ziyaretlerinde aldığı notlarla dolu. Her verdiği sözün arkasında duruyor, birçok görüşmeyi bürokratlarla bizzat yapıyor. Elini taşın altına koyuyor.
Gerektiğinde İzmir için kavgaya girecek kadar gözü kara, kendini İzmir'e borçlu hissediyor.
Vatandaşın dertleriyle dertleniyor...
Kendisinin ve ekibinin cebine doldurduğu notlarla adeta İzmir’i Ankara’ya taşıyor.
İzmir’i seviyor, İzmirliyi seviyor ve asla pes etmiyor.
İzmir’den gelen her vatandaşa, kapısı sonuna kadar açık.
Bütün enerjisini kendisine inananlara mahcup olmamak için harcıyor.
Kendi konforunu, kentinin konforunun ardına koyan diğerkâm insanlar hep olmalı, var olmalı, hatta sayıları artmalı.

Yorumlar
Kalan Karakter: