Şerif KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

KARŞI/YAKA'DAN
[email protected]

"YERYÜZÜ MİSAFİRİ"YİZ HEPİMİZ  SEVGİLİ İZMİR'İM

12 Şubat 2021 - 09:42



Sevgili İzmir’im!

Bugün ayın on ikisi: “14 Şubat Sevgililer Günü” vesilesiyle  yazıyorum bu mektubumu sana…

Hani insan sevdiğine durduk yere de mektup yazmaz ya! İster ki bir güzel vesile olsun.

İşte bu vesile de sevgili Ünal Ersözlü’nün “Yeryüzü Misafiriyiz” kitabını okuyunca oluşuverdi kendiliğinden.

Senin bağrından yetişmiş olan çok değerli kalem erbâbından sayın Ünal Ersözlü’nün adıma imzalama nezaketi gösterdiği “Yeryüzü Misafiri” adını verdiği dışı da içi gibi çok güzel düzenlenmiş olan kitabını, kültüre ve sanata son derece saygılı gelin kızım Adile Kocabıyıkçı Kutludağ güler yüzüyle getirmişti geçtiğimiz günlerde.

Ne yalan söyleyeyim, hiç sana mektup yazma fikrim yokken, “Yeryüzü Misafiriyiz” adı öncelikle bana her insan gibi hem yer yüzünde hem de İzmir’de misafir olduğum gerçeğini hatırlattı.

Öyle ya insan bir yerde misafirse, misafir olduğu gerçeğini bilmeli ve ona göre yaşamalıdır değil mi ya!.. Hani en sevdiğimiz bir dostumuzun evine bile misafir gitsek belli bir saygı çerçevesinde davranmaz mıyız işte ona misal!..

Şimdi sadede gelelim kabulünce bu çok özel ve özgün kitapla ilgili tespitlerimle seslenmek isterim sana sevgili İzmir’im…

İlk alıntı sana “İTHAF” başlığıyla adanan bir aşk şiirinden ve Necati Cumalı’dan olsun:

……..

“Aşkı şehirler yaratır, şehirler yaşatır


Ben gönlümce yaşadım, gönlümce sevdim


Bilirim saadetim, yalnızlığım bundandır


Seni bulduğum, kaybettiğim günden bilirim.



 


Aşklarının tarihi bir şehrin tarihidir diyorum


Gün gelir aşklarıyla anılır şehirler anılırsa


Niyetim sevdalı sözler etmek de olmasa


İzmir için ne yazarsam sana adıyorum!”
 

“Aşk yaşayanlar içindir” diyor yine sevgili Cumalı bir başka şiirinde.

Doğru söze ne denir ki! Aşkı yaşayanlar yaşar; âşıklar bu dünyadan göçtüklerinde de aşkın söylenceleri yine yaşayanlara kalır. Onun için de yer yüzü misafiri olan herkes hayatı aşk ile yaşamalıdır.

Hayatı aşk ile yaşamanın sevgili Ersözlü’den edindiğim intibaya göre, yer yüzü misafiri olduğu gerçeğini bilmesi ve de öncelikle kendisini bilmesidir. Çünkü “… hayatın kendisi yolculuktur.”

Kendisini bilmek!” işte en önemli meselemiz de budur insan olarak.

İlk ikaz Şeyh Galib’ten gelir:

Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen.”

 (Zatına/kendine güzel bir gözle bak çünkü sen âlemin özetisin)

 

Ömer Hayyam, Şeyh Galib’den çok önceleri insanı şöyşe tanımlar:

Dünya yüzük gibidir / Şüphesiz biz de onun nakışıyız”

 

Bu hatırlatmaların sebebini sayın Ersözlü kitaba serpiştirdiği cümlelerle satır aralarında veriverir: “Herkesin birbirini yargıladığı bir dünyada yaşıyoruz.” , “Herkes birbirini ötekileştiriyor.” , “Hayatın tüm alanlarında, her yolun mübah sayılabildiği günlerden geçiyoruz.”

Yine Ersözlü’ye göre “İnsan hep mutluluk arayışındadır.” , “Karanlık ile ışık aslında hep bir aradadır.” İnsana düşen görev kendi cevherini/özünde saklı olan değerini fark etmek/keşfetmek ve hayata bu değerle bakma erdemini sergileyebilmektir.

Oysa insan, “… bu mavi gökkubbenin altında, kendinden kendine yansıyan bir sırdır.” , “Kırmızı bir gülün kokusudur insan.” , “İnsan, kalp izi, gönül dokunuşu, aşk bırakmalı geride.” , “Sevgi ve mutluluk, huzur insanın kendi içinde. Bunları dışarıda ararsak koca bir hayal.”

 

Şehirler, insan dokusunun en çeşitli, en dinamik ve en kültürlü yerleşim yerleridir. Hele ki konu sevgili İzmir olunca, insan dokusu daha da bir anlam kazanıyor. Çünkü İzmir ilk çağlardan itibaren Akdeniz’in çok özel bir liman şehridir; ticaret şehridir ve de dünyayı soluyan bir şehirdir. Bu özelliklerinden dolayı da İzmir’de yaşayan herkesin diğer şehirlerde de yaşayanlar gibi İzmir’i/şehrini çok sevmek, ona özen göstermek, saygı duymak gibi bir görevi ve sorumluluğu vardır: Bunun da yolu aşk ile yaşamaktır. Aşk ile yaşamanın göstergesi de kendisine olan saygısı ve İzmirli olma erdemini sergileyebilmesidir.

“Yeryüzü Misafiri”ne bu açıdan bakıldığında, sayın Ersözlü doğudan batıdan, kuzeyden güneyden, içeriden dışarıdan, eskiden yeniden demeden insanın kendisini keşfetmesi ve de geliştirmesi için eserleriyle ışık tutmuş olan kim varsa resm-i geçit yaptırırcasına eserleriyle ve sözleriyle serpiştirivermiş baştan sona.

Ör: Victor Hugo, Eflatun, Einstein, Evliya Çelebi, Şehy Galib, Ömer Hayyam, Ferîdüttün Attar, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Herman Hesse, Monteigne, Diogenes Laertios, Peder Jordi, Orfeus, Agatha Christie, Nasrettin Hoca, Ahmet Muhip Dranas, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Sun Tzu, Ruhi Su, Neşet Ertaş, Aşık Veysel, Cervantes, Erol Kılıç, Mevlânâ, Yunus Emre, Miletli Tales, Goethe, Tolstoy, Dostoyevski, Seneca, Tuncel Kurtiz, Martin Seligman, Dale Carnegie, Sokrates, Hüseyin Siret, Yahya Kemal, Abraham Maslow,Benjamin Franklin, Konfüçyüs, Halil Cibran, Turgenyev, Furug, Fuzûlî, Darian Leader, Victor Frankl, Ülkü Tamer, Cemal Süreya, Yağmur Atsız, Carl G. Jung,Vikont Guilleragues, Claudius, Makyavel, Peyami Safa, Halit Fahri Ozansoy, Nurullah Ataç, Orhan Veli,Shakespeare, Turgut Uyar, Stendhal, Edgar Allan Poe, Voltaire, Rimbaud, Yaşar Kemal, Umberto Eco, Knut Hamsun, Ali Mümtaz Arolat, M. Lewis, Melih Cevdet Anday, Bâki, Ziya Paşa, Şair Eşref, Oscar Wilde, İbn-i Sina, Ebu Said, Irvin D. Yalom, Hacı Bektaş Veli, Şeyh Edebalı, Sadi, Vivaldi,Heredot, Ezop, Gülten Akın, Aziz Nesin, John Dewey,Anderson Stanley,Martin Luther King, Osman Ziya Saba, Can Yücel, Kostas Mourselas, Necati Cumalı, Romain Gary,Tuğrul Keskin, Coşkun Aral, Andre Gorz, Muzaaea İlmiye Çığ, Ahi Evren, Diyojen, Li Tai Po, Epiktetos, Bernard Shaw,Schopenhauer, La Fontaine,Yüksel Andız, Edip Cansever, Eugene Kennedy, John Lennon…

Bu kadar ismi niye mi sıraladım dersen sevgili İzmir, “Yeryüzü Misafiri” ile sana olan saygısını ve sevgisini dolaylı olarak dile getiren yazarımız sayın Ünal Ersözlü’nün bu sevgi iksirini derlediği isimlerin de bilmesi gerekir diye düşündüm.

Sayın Ersözlü’nün bal arısının çiçek çiçek dolaşarak aldığı bal özleriyle kendi balını yapmasına misal, bütün çağlar ve bütün toplumlarda değer üretmiş olan isimlerden derlediği özleri okura sunarken uyguladığı anlatı yöntemiyle kitabını daha da sevimli bir hale getirmiştir.

Elimden bırakamadan fakat satır satır altlarını çizerek okuduğum “Yeryüzü Misafiri”ni ben öncelikle kendime ayna edindim. “Ben bu anlatılanların neresindeyim, neleri yapabiliyorum, neleri es geçmişim, neleri yapabilirim?”  bu sorularla kendimi sorguladım… Kendimi tarttım, kendimi ölçtüm…

Sevgili İzmir’im, “14 Şubat Sevgililer Günü” vesilesiyle sana bu mektubu yazarken sana söz veriyorum!.. Bir “Yeryüzü Misafiri” bir İzmir misafiri olarak dünyalık hayatımda sana laf getirmeyeceğim… Sana en güzel sevgi sözleriyle seslenmeye çalışacağım. Senin saygın âşıklarından birisi de ben olacağım…

İşte kamuoyu nezdinde bir kere daha dile getiriyorum ki: Seni çok seviyorum İzmir’im!.. Hem de karşılıksız!.. Bir şey beklemeden!

Mademki “Aşk yaşayanlar içindir!” diyor şâir…

Yaşadığım sürece seni seveceğim güzel İzmir’im.

Sevgiyle…

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum