Şerif KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

KARŞI/YAKA'DAN
[email protected]

KÜRESEL TERÖRÜN EKONOMİDEKİ YANSIMASI

07 Ocak 2022 - 09:52 - Güncelleme: 07 Ocak 2022 - 09:54


  (Kontrol edilemeyen hayat pahalılığı)                   
Terör, deyince aklımıza ilk olarak, ülkelerdeki iç karışıklık, çatışma, kalkışma, dirlik düzenliğin bozulması, sokakların karışması, can güvenliği ve huzurun kalmaması gelir elbette.
Hele ki Türkiye gibi terörden çok çekmiş bir ülkenin vatandaşıysanız elbette terör dendiği anda ilk aklınıza gelecekler bunlar olur.
Dünyada  antik dönemlerden itibaren, Anadolu coğrafyasının  medeniyetlerin en çok kurulduğunu, bütün zamanların en çok savaşlarına sahne olmuş bir yer olduğunu bize tarih söylüyor.
Sadece Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Devletlerinin yaşadığı tarihi süreç ve Osmanlının çöküşü küreselleşmenin askeri ve siyasal yönünün bir yansımasıydı.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden itibaren ilan edilmemiş ambargolar ve zaman zaman yaşanan askeri darbeler, muhtıralar ve yönetimlerle ekonomik bir terörün sürekli hedefi ola gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, savaşa girmeden girmişçesine 2. Dünya Savaşının sıkıntılarını yaşayan bir ülkeydi. Devamında da SSCB Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği bizden Artvin, Kars ve Ardahan’ı isteyince, bu tehdit karşısında yalnız kalmamak için NATO’ya girmişti.
Buraya kadar masumane bir şekilde baktığımızda her şey çok güzeldi. NATO ile birlikte, NATO’yu Küreselci planlarının bir aracı olarak kullanan ABD’nin askerleri kullanarak gerçekleştirdiği her türden müdahaleler sonucunda devletimiz ekonomik bir tökezleme, yerinde sayma ve geri kalmayı yaşayıp gelmişti.
Bun en açık şekli de Dünya Bankası, İMF ile uluslar arası kredi merkezlerinin ekonomiye müdahaleleri olarak kendisini göstere gelmiştir.
KÜRESELLEŞME
Küreselcilik: Tek kelimeyle yer küreye sahip olmak demek. Askeri, siyasal, idari/rejim, ekonomisiyle tek elden yönetmek demek.
Elimde Emre KONGAR’ın, Remzi Kitapevinden ilk baskısı 2001’de yapılmış olan “KÜRESEL TERÖR ve TÜRKİYE Küreselleşme, Huntington, 11 Eylül”  kitabını okuyorum.
Emre KONGAR, her şeyden önce bir bilim insanı, üniversitelerde görev yapmış bir akademisyen, bir yazar, 1992’de de Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı yapmış olan dünyayı bilen bir insan.  Kitabını okudukça ve hayatta olup bitenlerle karşılaştırdıkça 20 yıl önce yazdıklarının nasıl da adım adım gerçekleştiğini ve bugünlere gelindiğini görebiliyor insan.

KÜRESELLEŞMENİN 1. KAYNAĞI:
İletişim-Bilişm Devrimidir: Telefon devamında da bilgisayar…
Küreselleşmenin 2. Kaynağı:
SSCB-Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin çökmesi.
SSCB’nin çöküşü; Batıdan kaynaklanan iletişim-bilişim devrimi ile SSCB ekonomisinin üretim verimliliğinin düşük olması.
Küreselleşme nedir?  Dünyanın yaşadığı Tarım ve Sanayi Devrimlerinden sonra 3. olarak ortaya çıkan İletişim-Bilişim Devriminin görüntülerinden birisidir.
Küreselleşmenin 1. Ayağı:  Siyasal ayak:
ABD nin siyasal liderliği ve dünya jandarmalığıdır.
Küreselleşmenin 2. Ağaı: EKONOMİK AYAK
EKONOMİK AYAK:  KÜRESELLEŞMEDE ULUSLAR ARASI SERMAYENİN EGEMENLİĞ ANLAMINA GELİYOR.
Uluslar arası sermayenin asıl etkisi: Neler üretilecek, nerede üretilecek, kaça üretilecek, kaça satılacak vb konulardadır.
Küreselleşmenin 3. Ayağı: Kültürel Ayak
Kültür ayağının birbirine zıt gibi gözüken iki kolu vardır:

  1. Kol: Tek düze tüketim kültürünün bitin dünyadaki egemenliği: Markaların egemenliği. Sadece reklam ve ilanlarda değil, medyanın hemen her dalında, her sanat ve kültür etkinliğinde tüketim kültürünü empoze etmek.
  2. Kol: 1.nin tam zıttı; Kaba deyimiyle mikro-milliyetçilik(etnik farklılığı)  ve mikro-dinciliği(mezhepçiliği)  teşvik etmek desteklemek: Kendisinin farklı kültürel ögeler taşıdığını iddia eden her gruba özerklik verilmesi için çaba göstermek.  

KÜRESELLEŞMENİN SONUÇLARI
  1. Küçülen Dünya: Dünyayı küçültmektir.
  2. Ulus Devletlerin Egemenliklerinin Sınırlanması ve Kısıtlanması: İspanya’da Bask, Fransa’da Korsika, İngiltere’de İrlanda vb Irak, Suriye Afganistan ve ülkemizde yaşanan terör olaylarının niçin ve nasıl kimler tarafından çıkarıldığının izahı!..
Böyle bir saldırıya muhatap olan ulus-devlet hem ABD hem de uluslar arası sermaye ve kuruluşlar tarafından egemenlik haklarından yoksun bırakılmaktadır.
  1. Terörün Küreselleşmesi: Terör ihracı
  2. Yerel ve Ulusal Kültürlerin Zayıflaması: Tekdüze tüketim kültürünün
yaygınlaştırılması.
  1. Zenginlerin Daha Zengin, Yoksulların Daha Yoksul Olması.
  2. İnsan Hakları ve Demokrasi Kavramlarının Yaygınlaşması: Hedef ülkelere
gidilirken bu değerlin yerleştirileceği beyan edilerek gidilir.
Aslında küreselleşmenin gündeme getirdiği ve toplumlar tarafından kabul gören insan hakları ve demokrasi kavramı diğer yandan da  insan hakları, âdeta toplumdan kopuk bir bireycilik; demokrasi ise, bireyi yalnızlaştıran ve ezen bir liberal piyasa demokrasisi yönünde bazı çarpıklıklara yol açmaktadır.

Bir bilim insanı olarak Emre KONGAR’dan aktardığımız bu bilgilerin de teyit ettiği üzere,  ülkemiz ve ülkemiz gibi ülkelerde yaşanan ekonomik terörü, küresel güçlerin yönettiğini bilmem ki söylemeye gerek var mı!..
Hani dilimizde bir söz vardır: “Borç alan emir de alır!” ona misal; ülkemize borç verecek kurum ve kuruluşun adı her ne olursa olsun ülkemize emredecektir.
Bütün bu gerçeklerin görünemeyen bir diğer asıl kaynağı da liberal ekonomi ile ülkenize girmiş bulunan uluslar arası her türden kurum ve kuruluşun fiyatlarını onları yöneten merkezlerin belirlediği gerçeğidir.
Bu bağlamda, ülkeyi yönetenlere düşen görev milletten alınan vergileri yerli yerinde kullanmak ve kullandırmaktır. Geri dönüşümü olmayacak, üretime katkısı olmayacak ölü yatırımlara meydan vermemek, verdirmemektir.
Tüketime ve markaya alıştırılmış bir toplum uyuşturucu almış kimselerin haline benzer. 1980 öncesinde dünyaya gelen nesil yoklukları bildiği için hesaplı harcama yaparken, yeni kuşakta bunu görmek mümkün olamamaktadır. Kredi kartı, bankamatik vb derken bu konunun yönetilmesinin zorluğu da ortadadır.
Ne var ki, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinde:
“…… Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”  Diyor ya!..
Emre KONGAR Hocanın kitabından da çıkardığımız sonuçlar gereğince: Şimdi bizden cephede savaşmamız değil ekonomik terörle ekonominin kuralları çerçevesinde mücadele etmemiz isteniyor. O halde hükümet kendisine düşen görevleri yaparak ekonomik terörden bizleri kurtarmak görevini yapmak durumunda ise; her birimiz de ülkemizin ekonomik selameti için üzerimize düşen görevi yerine getirmek konumundayız…
Sevgilerimle…


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum