Şerif KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

KARŞI/YAKA'DAN
[email protected]

KARŞIYAKALI OLMA BİLİNCİ

10 Aralık 2021 - 08:59


“Karşıyakalı olmalı bilinci!” dedik ya!.. Şimdi bu başlık da nereden çıktı durduk yerde diyen olacaktır içinizden değerli okurlarım elbette…
Hani haksız da sayılmazsınız böyle düşünmekten!
Neden derseniz, ülkemizde özellikle 1980 sonrasında çok hızlı bir iç göç yaşandığını hep biliyoruz. Dolayısıyla başta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Mersin, Denizli gibi ekmeği bol olan sanayi şehirlerine Türkiye’mizin her yöresinden göçler olduğunu biliyoruz.
Bu şehirlerimizin tekli bir yapı arz etmediklerini en çok da seçimler döneminde görüyoruz. Şöyle ki, özellikle büyükşehir belediye başkanlıkları için seçim dönemlerinde birden hemşeri derneklerine ilginin arttığını ve hemşeri dernekleri federasyon ya da konfederasyon konumuna göre pazarlıklar yapıldığını hepimiz biliyoruz.
İstanbul seçimlerine girerken adayların Sivaslı, Rizeli, Trabzonlu, Erzincanlı kimliklerini öne çıkararak seçmenlerinden oy istediklerini de yine hep görüyoruz, yaşıyoruz.
İzmir gibi, Bursa gibi, Balıkesir gibi şehirlerimizde de Balkanlardan gelen evlâd-ı fâtihanların oluşturdukları göçmen dernekleri de bir ayrı gerçek.
Dikkât çekmeye çalıştığımız bu gerçek yanında güzel İzmir’imizin güzel Karşıyaka’sının ise kendi içerisinde ayrı bir sosyal gerçeği vardır; o da şudur:
Bayraklı’daki Smyrna antik kent i ie MÖ 3000 yılında başlatılan İzmir kent tarihi içerisinde kuruluşu 150 yıl önceye 1850lere dayanan bir Karşıyaka gerçeği vardır ki, işte beni “Karşıyakalı Olma bilinci” konusunda okumaya, araştırmaya, düşünmeye ve 24-26 Kasım 2021 tarihlerinde yapılan 3. Karşıyaka Kültür ve Çevre Sempozyumu”na bildiri sunmaya  sevk eden de bu gerçekliktir.
Bu bağlamda konuya baktığımızda Karşıyaka’da ilk yerleşenler İzmir’in Alsancak, Pasaport, Konak Karataş tafralarında yaşayan Levantenlerdir; Rum, Ermeni ve Yahudi vatandaşlardır. Bu ilk yerleşim gerekçesi de onlara göre karşı yaka sahillerinde yazlıklar, villalar, köşkler oluşturmaktır.
Nitekim  Alaybey’den başlayarak Bostanlı ve devam eden yıllarda sahil boydan boya villalara ve köşklerle donatılmış çok özel bir yerleşim ortaya çıkmıştır. Zaman içerisinde Havralarıyla, Kiliseleriyle da donattıkları bu yerleşim deniz kenarında “deniz hamamları” adı verilen oluşumlarla birlikte daha da farklı bir yerleşim yeri konumuna bürünmüştür. İşgalci Yunan Kralının  Karşıyaka sahilindeki Türk bayrağını çiğneyerek girdiği  İplikçizadelerin köşkünde kalmayı tercih edişi bize yörenin konumunu anlatan bir örnek oluşturmaktadır.
Bu arada Uşşâkizâde Ailesi olarak bilinen Lâtife Hanım’ın babası Muammer Bey de günümüzde Latife Hanım Anı Evi olarak kullanılan; Zübeydehanım’ın vefatından bir ay önce geldiği ve son nefesini verdiği köşk de aynı dönemde oluşturulan bir yapıdır.
Bu yerleşim sürecine bağlı olarak Yamanlar Dağı vadisindeki köylerde yaşayan Yörüklerin de yıllar içerisinde aşağıya doğru inerek önce Küçük Yamanlara sonra Soğukkuyu tarafına ve Osman Paşa Cami’sine doğru yerleşmeye başladıklarını biliyoruz.
Burada Soğukkuyu Camisinin 1874’te, Osman Paşa Camisinin 1902’de Helen Kilisesinin de 1904’te yapıldığını hatırlatmakta fayda var derim. Bu dini yapıların mimari konumu yöreye yerleşenlerin hem ekonomik gücünü hem de geleceğe yönelik niyetlerini ifade ettiğini de hatırlamakta fayda var derim.
15 Mayıs 1919’da Yunan Ordularının Batı Anadolu’nun işgali için İzmir Limanına çıkması, Hasan Tahsin’in ilk kurşunu sıkması ve devamında yaşanan süreç içerisinde, Yunanistan vb yerlerden gelen göçlerle 1921’de Yunan resmî kaynaklarının verdiği nüfus rakamları bize o günü Karşıyaka gerçeğini vermektedir: Şöyle ki;
12.500 Rum, 1.200 Ermeni, 550 Musevi, 1.210 çeşitli kimlik = 15.460 yabancı  ve 3.650 Türk yaşamaktadır.  Bu noktada İzmir’in konumu bir başka makale konusu olduğu için, o bilgilere girmiyorum.
Türk Milleti 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yaşadığı İstiklâl Harbi/Kurtuluş Savaşı’nı başaramasaydı işin nereye varacağını takdirlerinize bırakıyorum. İşte Karşıyakalı olma bilincinin beslenmesi gereken ana damarlardan birisi bu tarihi gerçeklerin unutturulmaması, basın yayın organları aracılığıyla her gelen yeni nesle anlatılması gerekmektedir.
İkinci kaynak, 9 Eylül 1922 günü Türk süvarilerinin/atlı askerlerin Menemen tarafından gelerek Karşıyaka’dan, Körfezden Konak Meydanına Hükümet Konağına varıldığı ve Yunan bayrağının indirildiği Türk bayrağının çekildiği gerçeğini unutturmamaktır. 9 Eylül’ün temsil ettiği mânânın unutturulmamasıdır.
Alaybey İzban çıkışında heykelini gördüğümüz Bombacı Ali’nin hikâyesini unutturmamaktır.
“Kaf –Sin-Kaf” tezahüretıyla zihinlerde yer edinen Karşıyaka Spor Kulübünün 1912 yılında Humuris(Omirus)’un Bahçesi diye bilinen İzmir Çocuk Yuvası Bahçesinde   Zühtü Işıl öncülüğünde yabancıların takımları olan Panialios, Apollon, Pelops, Evangelidis, İskoç, Karakoviri, Midilli Karması, Garibaldi gibi Yunan-İngiliz, Ermeni, İtalyan takımlarına karşı Türklüğü temsil etmek amacıyla kurulduğunu unutturmamaktır.
Okul öğrencilerinin gezi programının Latife Hanım Köşkü Anı Evi, Zübeydehanım Anıt Mezarı, Helen Kilisesi ve Soğukkuyu Camisini içine alacak şekilde düzenlenmesi ve her Karşıyakalı her öğrenciye bunların temsil ettiği mânânın verilerek unutturmamaktır.

Karşıyakalı olmak, Karşıyaka Belediyesinin çıkardığı, Engin Berber ile Erkan Serçe’nin  “Karşıyaka Tarihi” kitabını;
Yaşar Aksoy’un AKSOY, “İzmir’i  Sevme Sanatı”nı   ve Karşıyaka üzerine yazılarını;
                      Hüsnü TEKEŞİN ile  Turan MUŞKARA’nın Karşıyaka hatıralarını,
 Ahmet DİKER’in , “Direnişten Dirilişe Kafsinkaf Tarihi- Yazanlar” ı       
                     Karşıyaka Belediyesinin çıkardığı “Gazete Karşıyaka”nın ilk 40 sayısındaki Karşıyaka tarihine dair yazıları iyi okumak ve iyi anlamak demektir.
                     Karşıyakalı olmak demek, Atatürk’in KSK’nin armasına   1926’da Türk bayrağının ay yıldızını niçin eklettiğini bilmek demektir.
Karşıyakalı olmak “İzmir’in dağlarında açan çiçeklerin niçin açtığını iyi bilmek demektir.
                    Bir Karşıyaka taraftarının diliyle:
                        “Karşıyakalı olunur,
Karşıyakalı doğulur,
Karşıyaka aşk bir kara sevda
Karşıyaka bir tutkudur!.”
Doğrudur… Karşıyaka’ya  sonradan da gelseniz KARŞIYAKA’YA ÂŞIK OLUNUR!..
“Karşyakalı olma bilinci”nin oluşması için  Karşıyaka’ya âşık olma iksirini, her yeni doğan Karşıyakalıya ve her yeni gelip yerleşen Karşıyakalıya  sabırla kazandırmak gerekmektedir.
Sevgilerimle…



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum