Şerif KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

KARŞI/YAKA'DAN
[email protected]

"HOCALI  KATLİAMI"NI  / SOYKIRIMINI BİLİR MİYİZ Kİ   

26 Şubat 2021 - 09:12 - Güncelleme: 26 Şubat 2021 - 09:16



26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı’nın yaşandığı tarih.

Ermenilerin işgal ettikleri Dağlık Karabağ’da bulunan Hocalı şehrinde gerçekleştirdikleri sivil katliamın tarihi.

“Memorial” İnsan Hakları Savunma Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü, The New York Times gazetesi ve Time dergisine göre Rusya’nın 366. Motorize Piyade Alayının desteklediği Ermeni silahlı kuvvetlerinin  gerçekleştirdiği sivil katliamda 106 kadın, 83 çocuk olmak üzere 613 Azerbaycan Türk’ü vahşice öldürülmüştü. 487 de ağır yaralı vardı. 1275 kişi rehin alınmış, 150 kişi de kaybolmuştu.

Yapılan incelemelerde cesetlerin bir çoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başlarının kesildiği, hamile kadınlarla çocukların da bu tacizlere maruz kaldıkları tespit edilmişti.

Bu savaşta daha sonra Ermenistan Cumhurbaşkanı olan Serj Sarkisyan da Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bir askerdir.

26 Şubat 2021 üzerinden tam 29 yıl geçmiş Hocalı Katliamının.

Aradan geçen 29 yıl sonunda 2020 Eylülünde Ermenilerin yeniden Azerbaycan sivil hedeflerine karşı giriştiği tacizlere Azerbaycan’ın karşılık vermesi ve ilerleyen süreçte Türkiye Cumhuriyeti Devletinin desteği ve Azerbaycan’a sattığı İHA ve SİHA ların devreye girmesiyle kırk günlük süre içerisinde Azerbaycan silahlı kuvvetleri Ermenistan güçlerini yenilgiye uğratmış ve Dağlık Karabağ’da 29 yıl önce kaybettiği topraklarının önemli bir kısmını tekrar geri almış idi.

9 Kasım 2020’de Rusya Devlet Başkanı Putin’in arabuluculuğu ve başkanlığında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham ALİYEV ile Ermenistan başkanı Nikol PAŞİNYAN tarfından ateşkes antlaşması imzalanmış Dağlık Karabağ’daki tüm çatışmalara son verilmişti.

10 Aralık 2020 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla başkent Bakü’de geniş kapsamlı bir askerî geöçit töreni düzenlenmişti.

26 Şubat 1992’de dünyaya gelen çocuklar bugün 29 yaşında. Bu olayları hatırlayabilenlerin yaşı da  en az 45 civarında.

Değerli okurlarım, savaş gerçeğini, savaşın yıkımlarını ve ne demek olduğunu  yalnızca savaş ortamlarını yaşayan insanlar biliyor. Onun dışındaki bilgiler, tv görüntüleri, gazete haberleri çok da bir şey ifade etmiyor.

Ülkemizin Suriye sınırına yakın yerlerde yaşayan vatandaşlarımız zaman zaman savaşın sıcak soluğunu yanlarında hissederlerken ülke genelinde sadece Suriye’deki savaştan kaçarak gelen sığınmacılarla karşılaşan insanımız, onlar da daha çok da olumsuz duygularla yaklaşmaktadır konuya.

100 Yıl önce Şubat 1921’de daha Millî Mücadele devam ederken henüz savaşın nereye varacağı bile belli değildi. İşte 12 Mart 1921’de açılan İstiklâl Marşı yarışmasının yegane amacı da cephede savaşan Mehmetçiğimize moral ve güç vermesiydi ki İstiklâl Marşı onun için “Kahraman Ordumuza” diye ithaf edilmişti.

9 Eylül 1922 Zaferi olmasaydı, işgalci Yunan kuvvetleri denize dökülmeseydi, Mustafa Kemal öncülüğündeki Millî Mücadelemiz zaferle sonuçlanmasaydı işin sonu nereye varırdı bilinmez…

Bakmayın siz bilinmez dediğime: Çünkü emperyalist devletlerin hedefleri ve planları, işin nereye verdırılacağı gayet açık ve seçikti. Sevr Anlaşmasıyla cennet vatanımızın hangi bölgelerinin ve hangi şehirlerinin kimlere verileceği harita üzerinden ortaya konmuştu.

Yunan ordularının İzmir’den başlattıklaı işgalin sebebi de o haritada kendilerine verilmesi öngörülen yerleri fiili olarak elde edebilmekti.

Siz bakmayın Ermenilerin 1915’te soykırım yaşadık diyerek dünyayı ayağa kaldırmalarına!.. Asıl soykırımı yaşayanlar beş yüz yıldır yaşadıkları

Balkanlardan zorla sökülüp atılanlar Türk milletinin evlatlarıydı.

Bugün İzmir, Bursa, Çanakkale, Balıkesir, İstanbul vb yerlerde yaşayan Balkan kökenli vatandaşlarımızın buralardaki varlık sebepleri dedelerinin Balkanlardan zorla sökülüp atılmalarıdır.

Bun en somut örneği de Atatürk’ümüzün doğup büyüdüğü baba ocağı evlerinin Selanik’teki boynu bükük varlığıdır. Yahya Kemal’in atalarının yaşadığı kendisinin de “Üsküp, bir özge Bursa’dır Şar Dağında” diye tanımladığı Üsküp’ün varlığıdır. “Manastırın ortasında var bir çeşme” diye adını şarkılarda andığımız Mustafa Kemal’in askeri okulları okuduğu Manastır şehrinin şu andaki varlığı ve konumudur.

Konuyadair daha çok örnek verilebilir.

Demem o ki gerek Hocalı Katliamını anmak, gerekse yakın tarihimizi bilmek bilmek mecburiyetindeyiz.

                       İstiklâl Marşı şâirimiz Mehmet Âkif Ersoy’un şu sözünü iyi anlamak lazımdır:

                       “Tarih tekerrürden ibarettir derlerdi

Ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?”

 

Tarihin tekrarlanmaması için azimle, gayretle çalışmalı, Atatürk’ümüzün işater buyurduğu gibi ülkemizi muassır medeniyetlerin de üzerine çıkarmalıyız.

Sevgiyle…

 

 

 

 

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ömer Sabri kurşun
    3 ay önce
    Unutmadık, unutturmayacağız! Açın tarihe bakın.Dünyaya medeniyet öğretmiş. Türklerin katliamı mı olmuş? Katliam görmek isteyen dönsün Hocalı’ya baksın.Azeri kardeşlerimin acısının bizim acımız olduğunu hatırlatıyor, Hocalı şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz...