GAVUR İZMİR'DEN  >> TÜRK İZMİR'E MUSTAFA...
Şerif  KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

KARŞI/YAKA'DAN [email protected]

GAVUR İZMİR'DEN  >> TÜRK İZMİR'E MUSTAFA KEMAL'DEN  >> ATATÜRK'E

18 Eylül 2020 - 09:09


Siyasetçilerin söylemleriyle gündeme oturuveriyor bazen söylemler ve de hem söyleyenlerin şahsında mensubu oldukları çevreleri zorda bırakıyor hem de  toplumda lüzumsuz tartışmalara sebebiyet veriyor.
Aralık 2005’te yerel seçimler arefesinde zamanın başbakanının İzmir’de yaptığı bir konuşma anında gülerek “İzmir’in üzerindeki o zaman zaman yakıştırılan bazı ifadeler vardır ya!..” sözünün, halk arasında fısıltı halinde söylenip gelen ve İzmirlilerin rahatsızlık duyduğu “Gavur İzmir”i kastetti denmesi; bir süre sonra da İzmir’e “Gavur İzmir” dedi şekline dönüşmesiyle birlikte gündeme yerleşivermişti…
9 Eylül 2020’de bu sefer de bir başka siyasi partinin İstanbul İl Başkanının Atatürk sözünü kullanmaktan imtinâ etmesi ve “Mustafa Kemal” derken Atatürk demeyişi bunda da ısrar edişi yerleşiverdi gündeme…
Şimdi konunun siyaseten tartışmalarını bir yere koyarak meselenin kültürel boyutu hakkındaki bilgi, yorum ve görüşler ile ayrıca kendi düşüncelerimi paylaşmak istiyorum siz değerli okurlarımla…
Daha sözün başında şunu açıkça ifâde edeyim ki: 9 Eylül 1922’den itibaren tarihte olmadığı kadar Türk olma gururuyla yaşıyoruz Güzel İzmir’imizde yani Türk İzmir’imizde…
İzmir, Türklerle 1081’de Çaka Bey’le buluşmuştur. O zamana kadar var olduğu zamandan beri Akdeniz’in çok önemli bir liman şehri, dolayısıyla deniz ticaretinin beslediği bir şehir ve ilk çağlardan itibaren Venedik, Ceneviz, İtalyan, Rum, Ermeni, Fransız ve Yahudilerin egemen olduğu bir şehir olarak sürdürüp geldiği için varlığını, kemikleşmiş bir nüfus ve de ona bağlı kültürü olan bir Akdeniz şehri olmuştur.
Aydınoğlu Mehmet Beyin oğlu ve ilk Türk Denizcisi Kabul edilen Gazi Umur Bey, 1330  ile 1348 arasında İzmir’in çevresine hakim olmasına rağmen  iç kalesini defalarca kuşatmasına rağmen kesin bir hakimiyet kuramaz.
1402’de yaşanan Ankara Savaşının ardından Emir Timur orduları aynı yıl içinde Aralık ayında İzmir’i St. Jean Şövalyeleri’nin silahlı korumasındaki Ceneviz hâkimiyetinden alır. Bu fetihle İzmir kesin olarak Türk hakimiyetine girmiş olur.
Ne var ki, bu fetih İzmir şehrinin nüfus yapısını ve tarihsel işlevini değiştirmez. Şehre gelen yörük Türkmen  grupları öteden beri sürüp gelen yaşantıları gereği karşı yakada Yamanlar Dağı Vadisine yerleşirler. İzmir şehir merkezinde İçkale dışında bugünkü Kemeraltı ile Kadifekale eteklerine yerleşirler. İçkalede yaşayıp giden levantenler yörük Türkmenleri aralarına almazlar. Ticarete katmazlar, Çocuklarını çırak olarak alıp yetiştirmezler.
İşte bu sosyolojik konumlanmadan dolayı yörük Türkmenler giremedikleri Alsancak, Pasaport vb levantenlerin egemen olduğu liman çevresini tanımlarken kullanmış olmaları kuvvetle muhtemeldir  Gavur İzmir sözünü.
Ege Üniversitesi'nin 2017-2018 Akademik Eğitim Öğretim Yılı açılışında ilk dersi veren Prof. Dr. İlber Ortaylı'ya göre "Girit, Bosna, Arnavutluk ve Bulgaristan’dan göçlerle gelen insanlar belki ilk anda bereketli topraklarda Hıristiyan unsurun olmasına kızmış olabilirler. 'Gavur İzmir' lafı başkalarından çok onların koyduğu bir ad olabilir.” der…
İzmir’e gelen Balkan muhacirleri İzmir’deki bu kemikleşmiş levanten yapıyla karşılaştıkça onların rahatlarını ve yöreyi sahiplenişlerini görünce vatanlarını kaybetmiş olmanın öfke ve kızgınlıklarıyla levantenlerin oturduğu çevreden söz ederlerken  Gavur İzmir diye söz etmiş olmaları, sözün de buradan yaygınlaşmış olması akla en yatkın izahtır.
15 Mayıs 1919 ile 9 Eylül 1922 arasında,emperyalist devletlerin desteğiyle Yunan işgalini yaşayan güzel İzmir’imiz 9 Eylül 1922’den itibaren tam bir Türk İzmir olmuştur o günden bugüne.
                         İşte bu Türk İzmir oluşumunun da mimari Mustafa Kemal ATATÜRK’tür.
                       Şimdi İzmir’e Türklük damgasının/mührünün nakış nakış işlenişine bakalım:
                       1912‘de kurulan Karşıyaka Spor Kulübü (Kaf Sin Kaf)  1914’te kurulan ALTAY, 1923’te kurulan ALTINORDU
                       Mahalle ve semt isimlerinden bazıları: FAHRETTİN ALTAY, KAHRAMANLAR, ALSANCAK, KONAK, BAYRAKLI, ŞİRİNYER, BAHRİBABA, KARATAŞ, KARABAĞLAR, GAZİEMİR, GÖZTEPE, GÜZELYALI,  ÜÇKUYULAR,
                         İEF’nin kapılarına verilen isimler: 26 AĞUSTOS, 9 EYLÜL, LOZAN,  MONTRÖ,  CUMHURİYET
                          İsimleri Türkçe olan ilçeler:
                         KONAK, KARŞIYAKA, ÇİĞLİ, KINIK, DİKİLİ, ALİAĞA, BALÇ(ık)OVA, NARLIDERE, GÜZELBAHÇE, KARABURUN, ÇEŞME, SEFERİHİSAR, GAZİEMİR, KEMALPAŞA, TORBALI, SELÇUK, BAYINDIR, ÖDEMİŞ, BEYDAĞ, KİRAZ…
                         Bu örneklerden de gördüğümüz gibi 9 Eylül 1922’den itibaren İzmir Dağlarında sadece çiçekler açmamış, dağında taşında Türkçe güzelliği nakışlanmıştır aynı zamanda.
                         Türk millet bütün bu güzelliklerin şuurunda olduğu içindir ki, 24 Kasım 1934 tarihinde Türk milletinin vekilleri tarafından TBMM’de oy birliği ile kabul edilen 2587 sayılı kanunla Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'e "ATATÜRK” soyadı verildi.
 Türk Milletinin özellikle de İzmirlilerin Gavur İzmir fısıltısına bile tahmmülleri yoktur. Artık o tarihte olmadığı kadar Türk İzmir’dir.
İzmir’in talihi ve tarihini 9 Eylül 1922 ile değiştiren büyük önderimiz: Mustafa da bi Kemal de, Kemal Paşa da, Sarı Zeybek de, Sarı Paş da, Mareşal Mustafa Kemal de bizimdir ATATÜRK de bizimdir…
ATATÜRK’ün deyişiyle, ciğerlerimizi doldura doldura, 10. Yıl Marşı’nın ve İzmir Marşı’nın heyecanlarıyla bugün de haykırıyoruz, gelecekte de haykıracağız:
“Ne mutlu Türk’üm diyene!..”
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum