Malpraktis; bir meslek mensubunun, mesleğini uyguladığı esnada ortaya çıkan hatalı işlemlerini tanımlayan bir kelimedir. Kelimenin kökeni Latince’dir. Kötü anlamına gelen “male” ile uygulama anlamına gelen “praxis” kelimelerinin birleşiminden meydana gelir. Günümüzde en çok tıbbi alandaki hatalardan dolayı duymaya alıştığımız bu kelime özellikle girişimsel branşlara olan ilgiyi her geçen gün yok etmektedir. Tıbbi Malpraktis, 'Hekimin (sağlık çalışanının) teşhis ve tedavi sırasında güncel tıbbi standart uygulamalarını yapmaması, bilgilendirmeyi eksiklik/hiç yapmaması durumu, beceri noksanlığı yahut hastayı tıbbi etik değerlerden uzaklaşarak takibi sonucu gelişen zarar' biçiminde tanımlanmak olasıdır. Kamuoyunda “malpraktis sorumluluk yasası” olarak da adlandırılan ve “3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu” lafzında değişiklik yapan “7406 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 27.05.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlük kazanmıştır. Devamında, Sağlık Bakanlığı tarafından -anılan yasaya dair uygulamaları düzenleyen- “Sağlık Meslek Mensuplarının Tıbbî İşlem ve Uygulamaları Nedeniyle Soruşturulmasına ve İdarece Ödenen Tazminatın Rücu Edilmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” de, 15.06.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Hekimlerin hukuk doktrini, tıp doktrini, kanun, yönetmelik ve kurallar nedeniyle çeşitli yükümlülük, sorumluluk ve görevleri doğmaktadır. Bunların ihlali, çeşitli adlar altında 'suç' olarak Hekimlerin karşısına çıkabilmektedir. Geçmişte “Doktorun hatasını toprak örter” deyimi hala fizyolojik olarak doğruluğunu korusa da hukuki olarak artık ölü bir cümledir.
Öncelikle, “tıbbi kötü uygulama” ithamlarının hukuk düzleminde/yargısal uygulamalarda asıl olarak iki farklı hukuk disiplinini (ceza hukuku ve tazmin hukuku) ilgilendirmektedir.
Hekim (sağlık çalışanı) ister kamu, isterse özel/vakıf üniversitelerinin sağlık kuruluşlarında çalışsın, bir hekim hakkında “tıbbi kötü uygulama” ithamı gündeme geldiğinde, Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak olan “Mesleki Sorumluluk Kurulu” tarafından ön inceleme sonrasında bu kurul tarafından bir “soruşturma izni kararı” tesis edilir ise, konunun/olayın ancak o zaman adli soruşturma ve kovuşturma süreçlerine tabi tutulacak oluşu önemli bir basamaktır. Hastalar ve bazı avukatlar bu konuda adeta hastane önlerinde arzuhalci gibi bekleyerek doktorları meslekten soğutacak en küçük fırsatı kollamaktadırlar.
Tıbbın esası antik çağlardan beri “Hastanın sağlığını daha da bozacak hiçbir işlemi yapma” mottosudur. Primum non nocere, "Önce, zarar verme!" anlamına gelen Latince deyiş Hipokrat andında geçmese de 19 yy Anglosakson kayıtları bu deyişi corpus hippocraticum'a atfedildiği bilinmektedir.
Malpraktis kapsamında değerlendirilebilecek başlıca durumlar:
- Hatalı teşhis konulması
- Yanlış tedavi yönteminin tercih edilmesi
- Eksik veya yetersiz tedavi uygulanması
- Gerekli tıbbi müdahalenin geciktirilmesi
- Hastanın düzenli takip ve izlem yükümlülüğünün yerine getirilmemesi
- Hijyen ve asepsi kurallarına uyulmaması
- Tıbbi cihaz ve araçların hatalı veya yanlış kullanımı
- Bilgilendirilmiş onam alınmaması veya eksik alınması
- İlaç veya dozlama hataları
- Acil müdahale yönetiminde kusur
- Yan etkilerin veya komplikasyonların takip edilmemesi
- Röntgen, laboratuvar ve görüntüleme hataları.
Her ne kadar malpraktis açısından sigorta şirketleri poliçe sunsa da son yıllarda milyonlarca liralık davaların karşılanması olanaksız hale gelmiştir.
Hekim niye hata yapar?
Kötü eğitim aldığı için
Bilgisinin yetmediği alanda faaliyet gösterir.
Hekimlik yeteneklerini mezun olur olmaz icra eden hekimler ne yazık ki Tıp eğitimi veren fakültelerden eşit eğitimle diploma almıyorlar.
Tıp fakültelerinde sınıflar çok kalabalık yeterli pratik şansı bulamıyorlar.
Okumuyorlar, yenilikleri takip etmiyorlar, ucuza kaçmayı kar sayıyorlar.
Mesleki eğitimi pekiştirecek hizmet eğitimi almıyorlar.
İlaç firmaları veya sağlık ürünü üreticileri ile akçeli ilişkiler sonucu uygun olmayan materyal kullanımı.
Hekime çok kısa sürede hasta bak, çok tetkik iste baskısı ile dayatılan mesleki ortam.
Bu örnekler çoğaltılabilir. Sağlık hassasiyet ister sevgi ve empati üzerine kurulu hasta – hekim ilişkisi son yıllarda sadece para üzerine odaklanmıştır. Burada devletin çok ciddi eksikliği vardır. Hekim niceliğini değil niteliğini arttırmak varken biz tam tersi politikalarla Giderlerse gitsinler uç noktasına geldik. Maaşlar tatminkâr değil, çalışma ortamı huzurlu değil. Cerrahi branşları tercih eden hekim her yıl azalıyor. Son TUS 2025 sınav sonucuna bakarsanız acı tabloyu görürsünüz (https://x.com/sinanadyaman9/status/1930136498868769140)
Genel Sağlık İş açıklamasına göre son 12 yılda 15 bin doktor ülkeden ayrıldı. Buna karşılık son 8 yılda 18 bin 685 yabancı sağlık çalışanı çalışma izni aldı. Yurt dışına göçen hekim sayısı 15 bini aşarken kamu hastanelerinin kadrolarında yer alan yabancı sağlık çalışanlarındaki artış da kalite ile ilgili tartışmaları yaratıyor.
Sağlıkla kalın
Yorumlar
Kalan Karakter: