CİĞERİMİZ YANIYOR, BIRAKIN SİYASETİ !!!
Mikail KARADAŞ

Mikail KARADAŞ

CİĞERİMİZ YANIYOR, BIRAKIN SİYASETİ !!!

22 Ağustos 2019 - 09:50



İzmir çevresinde meydana gelen kahredici orman yangınını günlerdir bütün yurt acı içinde izliyor. Yurdun tüm batı bölgesi ormanlarımızı kurtarmak için canını dişine takarak adeta siper olmuş, gece gündüz aralıksız çaba sarf ediyor.
 
Gel gör ki yöneticilerin yönlendirmeleri, insan yapımızın "ışıkta bozulacak" siperden ne kadar mahrum bırakıldığını gösteriyor.
 
Şimdi de orman yangını olan yerlerdeki belediyeler, taraftarlarına birer meşale verip, marşlı protesto içerikli gece yürüyüşü yapıyorlar.
 
Ormanlar dağlarda hala tütüyor; içindeki canlar sönmemiş, yüzlerce dönüm ormanın küllerinden yanık bedenleriyle kurtulmaya çalışıyor.
 
Hemşerilerimiz ormanın tüten küllerine "ateşin aydınlığıyla" nazire yapıyor, Bakanlığın onca samimi ve örnek çabasına eleştiri yapıyorlar. Bu tutum yangını önlemesi gereken seyircilik yapmış  "vatandaşı" meşale ile gösteren "aydınlatma"   paradoksallığının göstergesinin tipik örneği.

Ateşe ateşle mi karşılık vermeli?!

Ormanlar, milletin ortak malıdır; memleketin her karış toprağı gibi ormanlarımızı şehitlerden emanet aldık. Çevresinde yaşayanların, uzaktan seyredenlerin, yanından geçenlerin; kısacası herkesin onların varlığının korunmasına karsı tehir edilemez sorumluluğu var.
 
Tüm bu sorumluluğa rağmen, meydana gelen yangınları “başlamadan önlemenin” sosyal disiplinini sağlayamayıp; yangınları onca özveri ve disiplinle söndürme çabası görülmemesi; söndürenlerde" ihmal" aranması yavuz hırsızlığın doğacı hali olmalı.
 
Yanı sıra basit politik ithamlarıyla başkalarına çamur atmaya yeltenmek, yanan vicdanlara özeleştiri yerine meşale ile ateş tutmak; “ateşe ateş ile yaklaşmak”... kötü niyetlilerin,  doğa istismarcılarının, politik çıkarcıların, örnek modeller oluşturamayan kesimlerin talihsizliğidir.
 
Dahası var;

Neden uçaklar söndürmeye katılmadı paratiyle, başarılı çabayı anakronik holiganlığa boğmaya kalkıyorlar.
İlgili uçaklar 1960 model Kanada malı. Üçü çalışıyor, İkisi zor tamir edilir yatık, diğerleri pertimsi durumda.
Helikopter o arazide, o rüzgârda, iniş çıkışlarda, personel aktarmada, göletlerden su almada; yanı sıra iki filo ve yüksek performansta iş görmüşken, pist alan gerekmeyen etkinlik sunarken... neyin yokluğunu dillendiriyorlar. 1 helikopterin, 1 uçağın taşıyabileceği su miktarına yakın su taşıma kapasitesi var. Deniz suyu veya kimyasal köpükle mi performans alınacaktı? Üstelik üç uçakla ring oluşturulamayacağı ayrı bir engelken.
 
Tarım Orman Bakanı pilot; bildiğiniz sertifikalı ehliyetli pilot.
 İnsana verdiği değeri yangının dumanı altında yüksek sesle milletine söylüyor: ” Benim binmeyeceğim, risk gördüğüm uçağa, çalışma arkadaşlarımı bindiremem."
 
Sert rüzgârın yangın için çok yönlü sıçrama sağlaması, mücadelenin odağını değişken kılması, yangının yayılma hızını yükseltmesi, müdahaleye engeller çıkarması ayrı bir zorluktu.
 
Bunlara rağmen orman genel müdürlüğünün bütün personeli,  kurumun imkanlarıyla söndürme çalışmalarına katılan ekipler, adeta insan üstü bir gayretle dur -durak bilmemişler; Tarım Orman Bakanı yanlarından ayrılmayarak onlarla gece gündüz ateşe karşı  dirayet göstermişken... "vay, neden yangın üç gün sürdü, neden THK  uçakları  çağrılmadı, daha çabuk sönmedi, oysa daha önce uçaklar  ne güzel söndürüyordu," yollu abuklukla sözde siyaset yapılması "kasap mal derdinde, koyun can.." özdeyişine konumlanmaktır.

Bu kötücüllerin yanan ormanlarımızı, ciğerlerimizi söndürmek gibi bir dertleri olduğuna inanmıyorum; aksine “yangına körükle gitmek” sözü, " bu yetmedi, toplumsal barışı da yakalım" niyetleriyle uyum içindedir.
Teknik bilgiden yoksun, hayatlarında bırakın müdahale etmeyi orman yangınına yakından şahitlik etmemiş sanal söndürücülerin, klavye ekiplerinin derdi ne? Ben söyleyeyim yangından mal kaçırmaya çalışıyorlar, milleti aldatarak siyasi çıkar elde etmeye çalışıyorlar…
 
Son sözümüz de THK’na; Avrupa’nın en büyük özel uçak Yangın Hava Söndürme Filosuna sahip olduğunu söyleyen THK, Pakdemirli’nin kullanılamaz halde olduğunu açıkladığı Kanada malı uçaklarla ilgili bir açıklama yapmalı. 1925 yılından beri hizmet veren kurumun, düşük kalibreli eğitimin yanında asıl milli birikimlerini on yıllardır TARAFTARLARINA “balo düzenlemek” olduğu vesayet zamanlarında tavan yapmasından öğreniyoruz.
 
Şimdi çok şükür insansız askeri uçaklar yapıyoruz. Kanada 1867 de kuruldu. Bu gün dünyaya uçak satıyor; rahmetli Ecevit’in " 1956 ya kadar uçak motoru ithal edip; nasıl 10 yılda dünyada etkili uçak filosu imal ettiklerine dair" incelemesini anarak, çekişilmemesi gereken kürekçi kavgasını  sonlandırıyorum.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum