İlhan KÜÇÜKDAĞ

İlhan KÜÇÜKDAĞ

[email protected]

KİMLERLE BERABER OLDUĞUNUZA BİR BAKIN

13 Mayıs 2022 - 10:41


       Yüce kitabımız Kuran’ı Kerim’de birden çok ayette müslüman olmayan kimselerle ilişkimizin nasıl olması gerektiği açıkça ortaya konulmuştur. Ali İmran süresi 21.ayette “Kafirleri dost edinen Allah’ın dostluğunu bırakmış olur. Ve Mümtehine suresi 1.ayette “Ey iman edenler benim ve sizin düşmanınız olanları dost edinmeyin” buyurulmaktadır. 
       Biz elhamdülillah Müslümanız. Namaz, oruç gibi ibadetleri yapmakla mükellef olduğumuz kadar, Allah’ın diğer emirlerini de yerine getirmekle sorumluyuz. Kuran’ı Kerim’de ibadetle ilgili emirler olduğu gibi, muamelatla ilgili de kesin emirler vardır. Bu emirlerden biri de müslüman olmayanlara karşı nasıl davranılacağıdır. İman etmek aynı zamanda Allah tarafından iman sahibine verilmiş bir şereftir. İnkar ise bu şeref ve üstünlükten mahrum olmaktır. 
       Kimi zaman mecburen, müslüman olmayan kimselerle gerek ticari gerekse başka beşeri sebeplerle ilişki kurmak zorunda kalabiliyoruz. Onların inançlarını beğenmemek ve batıl bir din üzere olduklarını bilmek şartıyla gayrimüslim kimselerle yakınlık kurmamızda bir sakınca bulunmamakla birlikte, doğrudan doğruya inkar üzere olan kimseleri beğenmek, onların bazı hallerini güzel görmek imanımız açısından çok ciddi tehlikeler barındırır. Zira peygamber efendimiz Muhammed Mustafa(s.a.v.) “Kalbinde bir kafirin sevgisi olarak ölen kimsenin imanı tehlikededir” buyurmaktadır. 
Yani yüce dinimiz islam, inkarcılarla, hele hele dinimize düşman olanlarla dost olmamıza katiyen izin vermemektedir. 
       Yukarıda misal olarak yazdığım ayet ve hadislerin ışığında, günümüz dünyasında nasıl müslüman kalabiliriz konusunu etraflıca düşünüp ona göre hareket etmek durumundayız.
       Malumunuz ecdadımızın İslam dinini kabul etmesinin üzerinden bin yılı aşkın bir zaman geçmiştir. Bu bin yıllık sürenin yarısından fazlasında ise müslümanların lideri olmuştur. Ancak Osmanlı’nın içeriden ve dışarıdan kurulan entrika ve oyunlarla bölünmesinden sonra, gerek İttihat ve Terakki dönemi, gerekse tek parti döneminde İslam dinine ve müslümanlara açıktan savaş açılmıştır. Tek parti döneminde, camiler kapatılmış, Kur’an okumak ve öğretmek yasaklanmış, dinimizin emri olan kıyafetleri giyenler cezalandırılmış, hatta sadece şapka giymediği için din adamları ve halktan kimseler idam edilmiştir. Sultanahmet camisinin askeri kışla olarak kullanılıp tahrip edilmesi, İslam karşıtı uygulamaları belirtmek açısından sanırım yeterli olacaktır. 
        Günümüze gelirsek, CHP’de İslam düşmanlığı açısından değişen hiçbir şey yoktur. Osmanlı hanedanını yıkan, Abdülhamid Hanı tahttan indiren, sonrada devletin yıkılmasının sorumluluğunu yine hanedan üyelerine yükleyip, onları aç ve sefil bir halde sürgüne gönderen zihniyet için tek hedef nasıl İslam dini ise, son yüzyılda yapılan uygulamalara baktığımızda da, bütün gayretin yine İslamı ve mütedeyyin insanları ezmek üzere gösterildiğini müşahade edebiliriz. 
         Şimdi ki siyasi konjonktüre baktığımızda size ibretlik birkaç olaydan bahsedeceğim. 
         15 Temmuz darbe girişiminden önce 15 Temmuzu işaret edip başbakan olacağını iddia eden İP genel başkanı Meral AKŞENER, 2017 yılında Anıtkabir ziyaretinde, “imanımızı tazelemek için buradayız” diyerek, kendisine destek veren muhafazakar insanlarla adeta alay edebilmiştir. En az dini bilgisi olan bir müslüman dahi bu sözün dinden çıkmaya sebep olacağını bilir. Peki ekseriyeti müslüman olan bir ülkede böyle bir söz söylemenin anlamı nedir. Kaldı ki AKŞENER koşa süre önce gezi davasını eleştirirken müslümanların Halife’si ve Türk padişahı Abdülhamid Hanı ağır şekilde eleştirmiş ve kahrolsun istibdat ve yaşasın hürriyet diyerek İngiliz ve Fransızların desteklediği darbecilerin tarafında olduğunu açıkça ortaya koymuştur. 
         Muhalefetin diğer ortağı HDP ise Kürtlerin asıl dininin ZERDÜŞT’lük olduğunu, İslamiyeti zorla kabul ettiklerini söyleyerek ekseriyeti Sünni Müslüman olan Kürtleri aşağılamaktan geri kalmamıştır. Zaten asıl hedeflerinin Marksist-Leninist bir devletçik kurmak olduğunu saklama gereği duymayan bir siyasi partiden İslami bir hassasiyet beklemeyiz. Ancak buraya kadar yazdıklarımızı özetlersek; 
        Ülkemiz muhalefeti, en büyüğünden en küçüğüne, tarihimizle ve bin yıldır mensup olduğumuz yüce dinimizle kavgalıdır. İslam düşmanı hristiyan, yahudi ve ateistler ile aynı çizgide olmak ve onların istekleri doğrultusunda hareket etmek, iman açısından büyük sorumluluktur. Vatanını, milletini, bayrağını seven ve ben elhamdülillah müslümanım diyen hiç kimse İslam düşmanlarıyla aynı öncelikleri paylaşamaz. Ya yüce yaratıcının emrine uyacağız. Ya da birlikte yol yürüdüğümüz kimselerin dini üzere olmayı kabul edeceğiz. Selam ve dua ile.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum