İbrahim Derici

İbrahim Derici

[email protected]

EKONOMİ NOTLARI

26 Şubat 2021 - 12:21 - Güncelleme: 26 Şubat 2021 - 13:02

Elbette insan gibi paranın da bir yolculuğu vardır. Üstelik uzun mesafeli koşular gibidir, yani insanoğlu, her adımda bir sonraki adım düşünülmeli ve enerjisini doğru kullanılmalıdır. 



3 kasım 2002'de iktidara gelmemizle oluşan siyasi ve ekonomik istikrar ve bu paralelde uyguladığımız ekonomi  politikaları sonucunda ülkemizde döviz kurlarında uzun süren bir düşme olmuştu.



Faizlerde ise beklide son elli yılın en düşük faiz oranlarına inilmişti. Ayrıca uluslararası alanda sürdürülen parasal genişleme politikaları ve bu doğrultuda ülkemize gelen yabancı sermaye ( gerek sermaye piyasalarına sıcak para gerekse reel ekonomiye doğrudan yatırım ) sonucunda  nerdeyse on   yıl ucuz para ve kredi cenneti haline geldik.



Bu dönemde ise (maalesef) ithalat yönlü ve gayrimenkul yatırımlarıyla sağlanan ciddi büyüme rakamlarına ulaştık.



Son yıllarda ihracat, innovasyon ve ileri/yüksek  teknoloji yönlü büyüme politikalarıyla çok doğru bir rotaya girdik.



Ancak maalesef o dönemde kontrol edemediğimiz finans sektörü ( bankacılık v.b. )  ise  bireylere kredi kartını sokaklarda dağıtıyorlardı. Ailelere ise;  eğitim,eşya,seyahat,ev ,araba ,acil ihtiyaç vb isimlerde bol bol kredi veriyorlardı.

Bankaların ve büyük firmaların reklamlarıyla iştahlandırılan her birey ve aile bankalara kredi borcu olan ve daha kazanmadığı veya gelecekte kazanacağı parayı şimdiden harcayan bir toplum haline geldik.



Küçük işletme, kobiler  veya büyük işletme ve sanayicilere ise bankalar nerdeyse teminatlara bakmaksızın bol bol kredi verdiler. Maalesef bu kredileri alan işadamlarımızın çoğu bunu yatırımlarda ve işini geliştirmede kullanacağına  lüks tüketim harcamalarında kullandılar. (lüks ev, araba )



Tarım kesiminde de durum farklı değil.  Evini, bağını tarlasını ipotek veren köylü krediyi aldı ve lüks tüketime yöneldi. Gezdiğim bir çok köyde sokaklarda otopark sıkıntısı çekildiğini gördüm. Senede otuz gün kullanacağı traktör, biçerdöver vb araçları kiralamak yerine satın alma yoluna gittiler.



Bu dönemde iktidar olarak biz tasarrufu özendirmek için devlet destekli BES (bireysel emeklilik fonu) gibi  enstrümanlar çıkardıysak da bunlarda çok cılız kaldı.



Gelinen noktada bireyler, hane halkları, ve işletmelerin nerdeyse tamamı KREDİ BAĞIMLISI haline geldi . Tıpkı uyuşturucu,alkol bağımlılığı gibi kredisiz işini sürdüremeyecek duruma gelindi.



Bu gün bir çok işletme ayakta kalabilmek için bilançolarını makyajlayıp kredilerim kesilmesin diye uğraşıyorlar.



Tabiî ki kart ve kredi mağdurları ve iflas edip işini gücünü kaybeden işadamları da gün geçtikçe çoğaldı

Ekonomideki tüm kesimler devlet bize destek versin diye feryat ediyorlar. 



Biz iktidar olarak kredi garanti fonu veya kamu bankalarıyla sağlanan ucuz kredi ve destekler ,hibeler vermek ve piyasaları rahatlatmak için elimizden geleni yapıyoruz ama maalesef finans sektörü/bankalar tüm milletimizi; birey,hane veya işletme olarak ezmeye devam ediyor asla ellerini taşın altına koymuyorlar.



Zaten bunca krizli dönemlere  rağmen bu gün devamlı büyüyüp dev hale gelen bir finans sektörü/bankalar ile karşı karşıyayız. Nerdeyse tüm sektörlerde firmalar yılı karsız başa baş geçirirlerken bankalar krizlerde bile kar rekorları kırıyorlar.



Bankalar ayrıca faktorink firmaları da kurarak kredisi bitmiş firmaların varsa ellerindeki müşteri çeklerini yüksek faizlerle nakde dönüştürüyorlar. Yasal tefecilik yapıyorlar.



Kredi kullananların nerdeyse tamamını kendi sigorta şirketlerinde sigorta mecburiyeti tutuyorlar .

Zaten bankaların  en az faiz gelirleri kadar komisyon,aidat, masraf,dosya parası,sigorta pirimi vb karları var. Tüm bu maliyetleri vatandaşımız ve firmalar çekmek zorunda kalıyorlar.



 Çözümü Olmayanlar, sorunlardan bahsetmemeli !



 Bu hafta konuyla ilgili tespit yaptık haftaya çözümleri sizlere aktaracağım. 


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Adnan Yüksel Gürüz
    1 yıl önce
    Son derece doğru testler. Krediler verilirken yapılması gereken bir borcu yapılandırmak dışında harcama ayağını engelleyici tedbirler al aktı. Medya ile tüketime azgınlaştırılan toplumun ateşini düşürmek yerine konut ve araç kredilerinde damping sübvansiyon yapılarak insanların borç tükü arttırılıp inşaat sektörünün otomotiv sektörünün cebi şişirildi. Burada devletin kontrolsüz dağıttığı kredilerin de vebali var. Özel banka bir yana Ziraat ve Halkbankın batık kredilerine bakın eminim tüm bankların toplamından fazladır.