Biyolojik savaş, Amerika ve diğerleri...
Erhan ÇALIŞKAN

Erhan ÇALIŞKAN

[email protected]

Biyolojik savaş, Amerika ve diğerleri...

16 Mart 2020 - 12:18

Çin’in Wuhan kentinde başlayan ve tüm dünyaya yayılan Corona virüsü binlerce insanın ölümüne neden oldu. Son 20 yılda bu virüsün başka türevleri olan Sars ve mers virüslerinin etkisi sonucunda da insanlar öldü. Sars virüsünde ölüm oranı % 11, MERS virüsünde ise %36 idi. Oysaki Corona virüsünde ölüm oranı sadece % 3,1. Ancak Corona Virüsün yayılma hızı diğerlerinden çok daha hızlı olup en çok 60 yaş üstü ve bağışıklık sistemi zayıf insanların ölümüne neden olurken, ölenlerin 3/4 Erkek, 1/4 ü kadınlardan oluşmaktadır.Sars ve mers virüslerinde ise ölümler yaşlara ve cinsiyete göre daha homojen dağılmaktadır. 2018-2019 son bahar-kış Döneminde sadece ABD de influenza dan 32.000 kişi öldü. Ancak bu ölümler ve hastalıklar bugünkü kadar gündeme gelmedi. Biyolojik Savaş silahı olarak üretilen virüsün etkisi  Basın ve sosyal medya ile inanılmaz büyüklükte bir psikolojik savaşa dönüştürülerek ABD’nin stratejik tehdit gördüğü ülkelerin tamamında siyasal ,ekonomik  ve sosyal  zararlar oluşturdu.
ABD Sovyetlerin dağılmasından sonra dünya liderliğini tek başına üstlenerek yerini sağlamlaştırdı. Çin Son yıllardaki ekonomik büyümesi ile Amerika’nın liderliğini tehdit etmeye başladı. Her yıl ABD ve Çİn arasında ki ticaret ve teknoloji yarışı Çin’in lehine kapandı. Durum bu şekilde devam ederse 2030 yılına kadar Çin ABD’yi geride bırakarak dünya lideri konumuna gelecek. Çin’i liderliğe taşıyacak en büyük proje Çin’den İngiltere’ye kadar uzanacak olan demir yolu (ipek yolu)dur. Çin ‘in bu denli hızlı büyümesinin sebebi ABD’li ve Avrupalı büyük şirketlerin Çin’de yaptığı yatırımlardır. Trump iktidar olduktan sonra ABD’li şirketlerin ABD topraklarında üretim yapmasını teşvik eden uygulamalar ve ABD ‘ye mal satmak isteyen firmaları ABD’de üretim yapmaya zorlayıcı kararlar alırken bir yandan da Çin’li ve Avrupalı pek çok şirketin ürünlerine ek gümrük vergisi getirerek, ticaret savaşlarını başlatıyordu. ABD Demir İpekyolu projesinden Çin’i vazgeçirmek için uğraştı. Başarılı olamayınca bu projeye ortak olmak istedi, ancak Çin bunu da kabul etmedi. İşte tam bu noktada Corona virüsü Çin’de patlak verdi. Çin ekonomisindeki kaybın 3 trilyon $ olacağı hesaplanırken pek çok şirketin yeni yatırımlarını Çin dışında alternatif ülkelere kaydırmayı düşündüğü ABD’ye dönmek konusunda tereddütleri olan büyük ABD firmalarının dönüş kararı almasını da hızlandırdığı bir sonuç doğurdu. Bir diğer yandan petrol fiyatlarının düşmesi ABD’nin ezeli rakibi Rusya’yı ekonomik yönden son derece zor bir duruma soktu. 2020 yılında Rusya’da ekonomik büyümenin %0 olacağı hesaplanmakta.
Bir diğer stratejik düşman İran ise uygulanan ambargolardan dolayı zaten ekonomisi zor durumda iken bir de Corona virüs salgını nedeni ile meydana gelen ölümlerden dolayı, Mollaların hükümetini iyice zor duruma düşürdü. İran halkında memnuniyetsizlik hat  safhada, İran huzursuz  günlere gebe.
Gelelim Türkiye’nin bu salgından nasıl etkileneceğine; Virüsler cansız olduğu İçin tek başına yaşayamazlar bu nedenle bir canlı içinde olmaları gereklidir. Corona virüsü akciğerlerde bulunan ACE 2 proteinine tutunarak hayatta kalır ve çoğalır. Bu protein akciğerlerin su toplamasını ve iltihap yapmasını önlüyor. Asyalı ırklarda ACE /2 proteininin oranı Beyaz ve Afrikalı ırklara göre 6 kat daha fazla. Bu nedenle ölüm oranının ÇİN -Japon - Tayland ve Hintliler- İran ve Arap yarımadasında daha fazla olacağı tahmin ediliyor. Bir de sigara içenlerde ölüm riski daha da artıyor. Çünkü sigara içenlerde bu protein miktarı fazlalaşıyor. Türkler Asya kökenli olmasına rağmen imparatorluk olmanın doğası gereği evlilikler yolu ve diğer nedenlerden dolayı gen yapısı farklıdır. Genlerimizde ACE 2 proteini asyalılara oranla daha az bulunmaktadır. Bu virüsten hastalanmayacağımız anlamına gelmez. Ancak ölüm oranı ve hastalığın vücudumuza olan etkilerini azaltır. Virüslerin mutasyona uğratılarak biyolojik silah olarak kullanılması tarih boyunca çeşitli şekillerde görülmektedir.  Moğollar ele geçiremedikleri kalelere vebadan ölmüş cesetleri mancınıkla atmışlar, hastalıktan kırılan kaleleri savaşmadan elde etmişler.  İngilizler, Fransızlarla hareket eden Kızılderililere hastalık mikrobu olan battaniyeler hediye ederek, binlerce kızılderilinin salgından ölümüne neden oldular. Birinci ve ikinci Dünya Savaşı’nda biyolojik savaşla ilgili çalışmalar hiç hız kesmedi. Japonlar Doktor Shiro İshi liderliğindeki Birim 731 ile işgal ettikleri Çin topraklarında 600 bine yakın Çinlinin ölümüne neden olan biyolojik silah çalışmaları yaptılar. Naziler, Dr Hubertes Strughold liderliğinde yahudilerin çoğunlukta olduğu insanlar üzerinde deneyler yaptılar. 1945 de savaştan sonra ABD hem Japon doktor Shiro İshi’yi hem de Alman Doktor Hubertes Stroghold’u işledikleri savaş suçlarını görmezden gelerek ABD ye aldı . Alman doktor ve 34 Alman bilim adamının yaptığı Yahudilerle ilgili çalışmalar ortadan kaybolurken bu bilim adamları ABD Uzay Tıbbı çalışmalarında yer aldı. Japon doktor ise 10 bin sayfadan fazla Bilgi ve belgeyi ABD’li yetkililere teslim etti  ve profesör ünvanı ile 1943 yılında Maryland eyaletinde kurulan Fort Detrick  askeri üssünde kurulan Enfeksiyon Hastalıkları Tıbbi Araştıma Enstitüsünde hocalık yaptı . ABD 1943-1969 yılları arasında resmî olarak 150 den Fazla biyolojik silah çalışması yaptı. Daha sonra bu çalışmalar resmi olarak kaldırıldı. Gizli olarak bu çalışmaların devam ettiği üstü örtülse de pek çok kez açığa çıktı. 2001 yılında Demokrat senatörlere ve yayın kuruluşlarına yollanan şarbon sporları nedeniyle 5 kişi öldü. Baş şüpheli Fort Detrick biyoloji araştırmacısı Bruce Ivirs şüpheli bir şekilde intihar etti . 2009 yılında Fort Detrick tesislerinde Merkezi sağlık otoritesine beyan edilmemiş patojenler bulundu faaliyetleri geçici olarak askıya alındı. Yine Atalanta kentinde ABD hükümeti için çalışan Özel bir laboratuarda 1918 yılında dünyada 50 milyon dan fazla insanın ölümüne neden olan İspanyol gribinin virüsünü yeniden yaratmayı başardılar ve halen bu virüsü canlı olarak üst düzey güvenlikli bir kasada saklamaktadırlar. Sadece ABD değil başta Rusya, Çin, Belçika, İngiltere olmak üzere pek çok ülke Biyolojik silah çalışmalarına devam etmektedir. Çünkü milyarlarca dolar harcayarak nükleer bomba İle elde edebileceğiniz etkiyi biyolojik silahta binde bir maliyetle elde edebiliyorsunuz. Üstelik biyolojik silah ülkelerin fiziki yapısını ve doğal kaynakları yok etmiyor. Biyolojik Silahın ilacıda sizde olunca hem rakip ülkelere kolayca diz çöktürebiliyor hem milyarlarca dolar kolay para kazanabiliyorsunuz. Devletler sadece hedef ülke insanlarının ölmesi için biyolojik silah çalışmaları yapıyor. Bu nedenle Türk insanının gen yapısının incelenmesinde kullanılabilecek tıbbi verilerin Türkiye’de tutulması, işlem görmesi öncelikli işlerimizden biri olması gerekmektedir. Yerli ve milli silah sanayine önem veren Türkiye’nin bu konuda da  önlemleri alması gerekmektedir.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum