İZMİR KENT HABER - Tanımayanlar için söyleyelim Erhan Çalışkan iletişim alanında uluslar arası çok önemli üniversitelerde eğitim görmüş, iletişimin psikolojik ve sosyal etkileri üzerine söz söyleyebilecek, memleketteki önemli birkaç iletişimciden biridir.
Sözlerine şöyle başlıyor Çalışkan “ Virüsü bir insana bulaştırmak, tedbir alınmazsa insanı öldürebilir. Yanlış bilgiyi bir insana sunmak, inandırmak ve bulaştırmak, tedbir alınmazsa insanlığı öldürebilir.”
Salgınla alakalı ülkelerin davranış biçimlerini ve kapasitelerini farklı bir açıdan değerlendiren Çalışkan’ın sözlerini bölmeden olduğu gibi aktarıyoruz.
- Bir anda nerden geldiği halen anlaşılamayan bir virüs salgını ile dünya devletleri yakın tarihte ilk kez sosyal devlet, insan ve yaşam konulu bir imtihana tabi tutuldu. Elbette dijital dünyada yaşananları anlamak, sorgulamak, birlikte hareket etmek ve topyekûn mücadele hünerli eller yordamıyla zora sokuldu. Oluşturulmaya çalışılan kaos ortamı, bilgi kirliliği yoluyla toplumlara nüfus etti.
- Tam da böyle zamanlar için söylenmiştir “Fitne zamanı koşuyorsak yürüyelim, yürüyorsak duralım, duruyorsak oturalım. Hızımızı düşürelim ve ani kararlar vermeyelim. Her duyduğumuza inanmadan, araştırarak ve düşünerek hareket edelim.”
Biz de tam böyle yaptık ve Corona virüs İle ilgili daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için çeşitli verilerden oluşan bir tablo derledik. Bu tablo aslında bakılması gereken farklı etkenleri değerlendiren bir tablodur. Değerlendirme yapılırken hep ülkelerin nüfusu ve yatak sayısı değerlendirilmektedir, oysaki asıl değerlendirilmesi gereken Ülkelerin 65 yaş üstü insan sayısı ve yoğun bakım yatak sayısıdır ayrıca ventilatör sayısı da son derece önemlidir. Bir hastane için yatak sayısı oluşturmak son derece kolaydır ancak yoğun bakım ünitesi yapmak zaman isteyen iştir. Şu anda tüm dünyada 880.000 ventilatör siparişi ve ihtiyacı bulunmaktadır. Üreticilerin bu kadar kısa sürede bu büyüklükteki bir üretimi gerçekleştirmesi mümkün değildir.

YAŞLI NÜFUSA DÜŞEN YOĞUN BAKIM YATAK SAYISINDA KIYASLANMAYACAK KADAR İYİYİZ
İşte bu tablodan da anlaşıldığı üzere Türkiye’de 10 bin yaşlıya düşen yoğun bakım yatak sayısı 33,7 adet ilken Avrupa’nın en iyisi Almanya’da 10 Bin yaşlıya düşen yoğun bakım yatak sayası 15,2 dir. Avrupa da en iyi durumda olan Almanya’da bile mevcut ventilatör sayısı ve yoğun bakım yatak sayısı çok kısa süre içerisinde yetersiz hale gelecektir. Batı kültüründe gittikçe artan oranda yer alan Her şeye önce ‘’ekonomik değer’’ olarak bakan Sistem iflas etmektedir. İnsan hakları, insanca yaşam, demokrasi kavram ve kelimeleriyle süsledikleri batı sisteminin yaldızları dökülüp altındaki gerçek durum ortaya çıkmaktadır. Hâlbuki tüm vatandaşlarına en temel hak olan yaşam hakkını sağlamak bir devletin temel görevidir. Yaşlılarını Ölüme terk eden İtalya, İspanya ve Fransa’dan sonra Alman Palyatif Tıp Derneği ile Alman Pnömoloji ve Suni Solunum Derneği de Yaşlı hastalar İçin ‘ huzurlu ölüm ‘ protokolü hazırladı. Bu protokol ile tedavi edilme şansı az olan hastalara morfin ile beraber sakinleştirici ilaçlar verilmesini tavsiye etmektedirler. Biz ise yaşlılarımıza sonuna kadar hizmet etmek için elimizden gelen her şeyi yapmaktayız.
AVRUPA’DA YAŞLI NÜFUS KADERLERİNE TERKEDİLMİŞ DURUMDA
İngiliz yöneticilere gelirsek, 10 bin yaşlıya düşen yoğun bakım yatak sayısı sadece 3,3 olduğunu bu durumun bir kaç ayda düzeltmenin mümkün olmadığını ve yoğun bakım yatak sayısını arttırmak İçin 50 milyar sterline ihtiyaç olduğunu görünce ‘sürü bağışıklığı ‘sistemini uygulamaya karar verdiler. Ancak bu durumda ölecek insan sayısı ve halktan gelen dayanılmaz baskı nedeniyle bundan vazgeçtiler. Kraliyet ailesi üyeleri, Başbakan Boris Johnson ve bazı bakanların Covid hastalığına yakalanması ise İngiltere’de durumun vahametini gösteriyor. İngiltere de sadece sağlık sisteminin hastaneler ve kapasitelerinin yetersizliği değil aynı zaman da sağlık personelinde ki büyük yetersizlikte gün yüzüne çıkıyor. İngiltere’de İngiliz doktorlar prestijli ve geliri yüksek dallarda doktorluk yaparken aciller ve bulaşıcı hastalıklar İle ilgili çalışan doktorların çoğunluğunu göçmenler oluşturuyor.
ABD ÇOK VAHİM DURUMDA, NEW YORK’TA PARKLAR MORGA DÖNMÜŞ
ABD de ise durum Avrupa’dan daha kötü; milli gelirinin büyük bölümünü çok uluslu şirketlerin çıkarlarını korumak amacıyla dünya jandarmalığına ayırdığı İçin ülkesinde altyapı yatırımı yapamayan, 32 milyon insanın sağlık güvencesi olmayan, 1 milyon insanın evsiz olarak sokaklarda yaşadığı bir ülke konumuna gelmiştir. New York kenti ise 20 milyon nüfusu ile hem ABD’nin en büyük şehri ve Dünyanın da en önemli finans merkezidir. 154 ülkeden 200 binden fazla yabancı şirket ve dünyanın her yerinden insan bu kente gelip gitmektedirler. Türkiye’de Corona virüs vakalarının %60’ı İstanbul ‘da olduğu gibi ABD’de vakaların %50 den fazlası New York’ tadır. Bu gün itibari New York’ta 9000 ventilatör cihazı bulunmaktadır. 25 Bin ventilatöre daha ihtiyaç vardır. Ölüm sayısı giderek artmaktadır. Morglarda yer kalmadığı İçin soğutucu tırlar morg olarak kullanılmaya başlandı. Artık tırlarında kapasitesi yetmediği için kentin ortasında ki parklara geçici defin yapmayı planlıyorlar. İşin vahametini İzmir’ de kültür park alanına geçici defin işlemi yapıldığını gözünüzün önüne getirdiğiniz de daha iyi kavrayabilirsiniz. Süper güç ABD’nin salgın karşısında düştüğü acziyet ABD’nin yenilmezlik efsanesini yerle bir olmasına neden oldu.
TÜRKİYE’NİN SAĞLIK POLİTİKALARI, İNSANA VERDİĞİ DEĞERDEN KAYNAKLANIYOR
Türkiye son 15 yılda uyguladığı sağlık politikaları ile doğru adımlar attığını bu tablo ile görmekteyiz. Yaptığı büyük şehir hastanelerinin yanı sıra, son 15 yılda yapılan modern devlet hastaneleri ve mevcut devlet hastanelerinde yapılan yenileştirme ve modernizasyon çalışmaları ile fark yaratmıştır. Yapılan her yeni hastanede yatak sayısının yaklaşık %20’si yoğun bakım yatak kapasitesi olarak yapılmıştır. Oysaki daha önceki uygulamalarda hastane yatak sayısının % 5-10 arası yoğun bakım yatağı yapılması uygulaması vardı. Türkiye sahip olduğu 17 bin ventilatöre ilaveten, Nisan ayı sonunda 2 bin, Mayıs ayı sonunda 3 bin olmak üzere 5 bin ventilatör daha ilave ederek toplam sayıyı 22 bine çıkaracak. Burada en önemlisi ventilatörleri yerli olarak üretecek. Şu anda dünyada bu üretimi yapabilen 5 ülke var. Türkiye 6. Ülke oldu. En önemlisi ayda 7 bin ventilatör üretebilecek kapasiteli bir fabrikaya sahip oldu. Bunun yanında ameliyathanelerimizde bulunan 4000 adet anestezi makinesi da gerektiği zaman ventilatör gibi solunum cihazı olarak kullanılabilecektir. Yaşadığımız bu salgının ortaya koyduğu üzere sağlık ekipmanlarını, ilaçlarını ve aşılarını kendi üretemeyen ülkeler ne kadar çok parası olursa olsun satın alamıyorlar. Üretici ülkeler önce kendi ihtiyaçlarını daha sonra da kendine yakın ülkelerin ihtiyaçlarını karışlıyorlar. En basit maske tedariki bile karaborsaya düşmüş durumda, ülkeler birbirlerinin maskelerine el koyuyor. Türkiye’de devletin vatandaşına bedava verdiği cerrahi maskenin tanesi Avrupa’ da 8 Euro’ya satılıyor. Amerika’da 1 haftalık Corona virüs tedavisi için insanlara 30 bin dolar Avrupa ise en ucuz tedavi için 12 bin Euro fatura çıkarılırken Türkiye’de Hiç kimseden 1 tl para alınmıyor, tüm harcamayı devlet karşılıyor. Her ülke ilaç, tıbbi cihaz ve maske ihracatını yasakladı ya da izne bağladı. Türkiye, daha salgın yayılmadan önce 1 milyon kutu ilaç temin ederek hastalığın tedavisinde önlemini almış oldu ve vatandaşını mağdur etmedi. Ortalama 1 kutu ilacın 1 kişinin tedavisinde kullanıldığı düşünüldüğünde, 1 milyon kişiye yetecek ilaç depolarımızda bulunmaktadır. Yerli ventilatör üretimi 5 yıl önce başlamış bir çalışma, aynı şekilde ilaç ve aşı üretimi içinde çalışmalar yapılıyor. Yani hükümetin bugüne kadar uyguladığı sağlık ve milli üretim destek politikalarının doğruluğunun ne anlama geldiğini bu salgın günlerinde anlıyoruz. Batıyı hep örnek gösterenler, batının her şeyine imrenenler, ‘bizden adam olmaz’ diye Türk milletini küçümseyenler durup kim olduğumuzu, milletimizin genlerinde ve tarihinde olanları iyice anlamalılar. Atatürk’ün bahsettiği ‘Muasır medeniyet seviyesini ‘batıcılık’ olarak anlayanlar kendilerine gelmelidir. Batı’dan almamız gereken tek şey ‘ bilim ve teknoloji’ olmalıdır. Kendi kültürümüzü, eğitimimizi, sosyal yaşantımızı batılılaştırmanın sonuçlarını, bu salgın döneminde batılıları iyi izleyerek anlamalıyız. Yaşlılarını ölüme terk eden, parası olmayanları tedavi etmeyen, değer vermediği göçmenleri salgında en ön cepheye süren, aşı ve tedaviyi sömürgelerindeki Afrikalıları kobay olarak kullanarak test etmek isteyen, vatandaşına maskeyi parayla satan, bize her fırsatta demokrasi dersi veren ancak kendi çıkarları söz konusu olduğunda müttefiklerinin malzemelerine el koyan Batılı devletler gibi olmamızı isteyen, onları kendine örnek alan bir Türk vatandaşı düşünmek bile istemiyorum. Tabloda verilen bilgiler ışığında Türkiye hem yoğun bakım yatak sayısı hem de ventilatör sayısı dikkate alındığında dünyadaki en iyi durumda olan ülkelerden biridir. Medyada ve Sosyal medyada yayılan yüzlerce yalan yanlış haberlere itibar ederek, onları doğruymuş gibi alıp başkalarına aktaranlar hem yaşadıkları topluma hem de atalarından gelen köklü kültüre ihanet etmektedirler. Hükümet karşıtı olmak veya siyasi rakip olmakla ülkenin çıkarlarına karşı olmayı birbirinden ayırt edemeyecek olanlar ise hem gaflet, hem delalet ve hatta hıyanet içerisindedirler. Durumu olduğu gibi görüp soğukkanlı davranmalı ve üstümüze düşen görevleri elbirliği ile yapmalıyız.
Yorumlar 3
Kalan Karakter: