AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, eski DGM binasına ilişkin tahliye sürecinin mahkeme kararının uygulanmasından ibaret olduğunu belirterek kamuoyunda oluşturulmak istenen algıya tepki gösterdi.
Sabah saatlerinde yapılan işlemler üzerinden “şafak baskını” söylemleriyle bir mağduriyet algısı oluşturulmaya çalışıldığını ifade eden İnan, “Sabahın ilk ışıklarıyla koparılan "şafak baskını, malımıza çökülüyor" yaygarasının ardında bir mağduriyet değil, bir hukuk tanımazlık yatıyor.” dedi.
Söz konusu yapının, Devlet Güvenlik Mahkemesi döneminden kalan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait tapulu bir mülk olduğunu hatırlatan İnan, buna rağmen içeride bulunanların bağımsız yargının üç ayrı tahliye kararını uygulamayı reddettiğini belirtti.
İnan, “İçeridekiler, bağımsız yargının tam üç kez verdiği tahliye kararını ellerinin tersiyle iterek açıkça işgalcilik yaptı.” ifadelerini kullandı.
Açıklamasında çifte standart vurgusu yapan İnan, İstanbul’da kurumların mahkeme kararı dahi olmadan CHP tarafından tahliye edildiğini hatırlatarak, “İstanbul'da mahkeme kararı bile olmadan gençlere hizmet eden onca kurumu kapı dışarı edenler, konu İzmir olunca kendi ülkelerinin kurumuna sanki bir "Yunan vakfıymış" gibi düşmanca bakacak kadar çifte standart uyguladılar.” dedi.
İzmir’de kamuoyuna “İzmir’in malı İzmir’de kalmalı” söylemiyle seslenen çevrelerin geçmişte farklı bir tutum sergilediğini ifade eden İnan, söz konusu binanın yakın geçmişte İstanbul merkezli bir vakfa ihalesiz ve bedelsiz şekilde devredilmek istendiğini hatırlattı.
Bu sürece karşı verilen hukuki mücadelenin altını çizen İnan, “Sahnede "İzmir'in malı İzmir'de kalmalı" naraları atanların sicili ise bambaşka bir gerçeği fısıldıyor. Çok değil, yakın bir geçmişte aynı kişiler, bu tarihi mirası ihalesiz ve bedelsiz bir şekilde İstanbullu bir vakfın kullanımına sunmaya kalkmıştı. İzmir'in malını adeta uçurumun kenarından alan ve bu hukuksuz işleme "dur" diyen ise AK Parti kadroları oldu. dedi.
İnan, bugün yapılan işlemin yalnızca mahkeme kararının uygulanması olduğunu vurgulayarak, “Geçmişte İzmir'in malını başkalarına altın tepside peşkeş çekmeye kalkıp yargıdan dönenlerin, bugün utanmadan "malımıza çökülüyor" demesi tam bir ikiyüzlülüktür! Eğer bugün o mal İzmir'de kalıyorsa, geçmişte sergilenen o kararlı hukuki mücadele sayesindedir.” değerlendirmesinde bulundu.
Tarihi yapının bundan sonraki kullanımına ilişkin de konuşan İnan, binanın İzmirli gençlere hizmet edecek şekilde yeniden değerlendirileceğini belirterek, “Artık o tarihi kapılar, işgalciler için değil, İzmir'in pırıl pırıl gençleri için açılacak. Burası, üniversite öğrencilerine hizmet eden, şehre yakışır yepyeni bir eser olacak.” dedi.
CHP’ye de çağrıda bulunan İnan, tartışma üretmek yerine şehrin temel sorunlarına odaklanılması gerektiğini ifade etti. Bornova’da işe alınan bankamatik memurlarını hatırlatan İnan, “İzmir’in değerlerini gerçekten düşünüyorsanız, önce kendi belediyelerinizdeki kamu kaynaklarının şahsi menfaatlere ve gayrimeşru ilişkilere kurban edilmesini engelleyin. İzmir’de belediyeler CHP’lilerin sevgililerine değil, İzmirlilere hizmet etmeli!” diye belirtti.
Açıklamasının sonunda Ziya Paşa’nın “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” sözünü hatırlatan İnan, İzmirli vatandaşların söylemlere değil icraatlara baktığını ve yaşanan çifte standardı unutmayacağını kaydetti.
Açıklama şu şekilde:
“Sabahın ilk ışıklarıyla koparılan "şafak baskını, malımıza çökülüyor" yaygarasının ardında bir mağduriyet değil, bir hukuk tanımazlık yatıyor. Eski DGM binaları olan bu tarihi miras, aslında devletin kurumu Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün tapulu malı. Ancak içeridekiler, bağımsız yargının tam üç kez verdiği tahliye kararını ellerinin tersiyle iterek açıkça işgalcilik yaptı. İstanbul'da mahkeme kararı bile olmadan gençlere hizmet eden onca kurumu kapı dışarı edenler, konu İzmir olunca kendi ülkelerinin kurumuna sanki bir "Yunan vakfıymış" gibi düşmanca bakacak kadar çifte standart uyguladılar. Sahnede "İzmir'in malı İzmir'de kalmalı" naraları atanların sicili ise bambaşka bir gerçeği fısıldıyor. Çok değil, yakın bir geçmişte aynı kişiler, bu tarihi mirası ihalesiz ve bedelsiz bir şekilde İSTANBULLU BİR VAKFIN kullanımına sunmaya kalkmıştı. İzmir'in malını adeta uçurumun kenarından alan ve bu hukuksuz işleme "dur" diyen ise AK Parti kadroları oldu. Yani geçmişte İzmir'in malını başkalarına altın tepside peşkeş çekmeye kalkıp yargıdan dönenlerin, bugün utanmadan "malımıza çökülüyor" demesi tam bir ikiyüzlülüktür! Eğer bugün o mal İzmir'de kalıyorsa, geçmişte sergilenen o kararlı hukuki mücadele sayesindedir. Artık o tarihi kapılar, işgalciler için değil, İzmir'in pırıl pırıl gençleri için açılacak. Burası, üniversite öğrencilerine hizmet eden, şehre yakışır yepyeni bir eser olacak. Bu hikayenin sonunda, o sahte kahramanlara verilecek tek bir nasihat var: Haddinizi bilin! İzmir’in değerlerini gerçekten düşünüyorsanız, önce kendi belediyelerinizdeki kamu kaynaklarının şahsi menfaatlere ve gayrimeşru ilişkilere kurban edilmesini engelleyin. İZMİR’DE BELEDİYELER CHP’lilerin SEVGİLİLERİNE DEĞİL, İZMİRLİLERE HİZMET ETMELİ! Çünkü Ziya Paşa'nın da dediği gibi: "Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz." Sizin lafınıza değil geçmişteki TÜM SİCİLİ BOZUK işlerinize bakan İZMİRLİLER, bu çifte standardı ve hukuk tanımazlığı asıl şimdi unutmaz!”


Yorumlar
Kalan Karakter: