İlhan KÜÇÜKDAĞ

İlhan KÜÇÜKDAĞ

[email protected]

UYAN TÜRK MİLLETİ, OYUN AYNI OYUN

22 Ekim 2021 - 09:40


        1923 de kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti, kuruluşundan itibaren 1950 seçimlerine kadar aralıksız bir şekilde tam 27 yıl CHP tarafından idare edildi. Bu süre zarfında adaletsizliğin, hukuksuzluğun, kendi milletine karşı yapılan zulmün her çeşidi milletimiz üzerinde denendi. Özellikle Gazi Mustafa Kemal’in sağlık durumunun bozulmaya başladığı 1932 yılından sonra idareyi ele alan İsmet İNÖNÜ ve arkadaşları, savaş şartlarında bile yaşanmayacak ağır şartlarla milletimizi karşı karşıya getirdiler. Özellikle mütedeyyin insanlar üzerinde kurdukları baskı ve yıldırma siyasetiyle milleti canından bezdirdiler. Muhtarlar vasıtasıyla köylerde, nahiye müdürleri eliyle kasabalarda, belediye başkanlıkları nezdinde de kaza ve vilayetlerde tam bir diktatörlük oluşturan CHP, halka uyguladığı korku ve sindirme politikasıyla 1950 seçimlerine kadar iktidarını devam ettirdi. 

       1950 yılında yapılan ilk serbest seçimlerde ezici bir çoğunlukla yenilgiye uğrayan CHP bu tarihten sonra seçimle iş başına gelmesinin artık mümkün olmadığını görerek, iktidarı başka yollarla elde etme gayretine soyundu. 1950 de Başbakan olan Adnan MENDERES bundan sonraki iki seçimde de milletimizin teveccühü ile iktidarını devam ettirdi. Devlet idaresi ellerinden giden CHP, MENDERES aleyhinde başta diktatörlük suçlaması olmak üzere, olmadık yalan ithamlarla algı operasyonları ve karalama kampanyasına başladılar. Ve nihayetinde 1960 darbesiyle seçim yapmadan iktidarı tekrar ele geçirdiler. Yokluk ve yoksulluğun, çaresizliğin tavan yaptığı 1970’li yıllar koalisyon hükümetlerinin marifetiyle geçildi. 1980 darbesiyle hedeflenen asker-politikacı iktidarı, milletimizin basireti sayesinde engellendi. 1983 seçimlerinde Turgut ÖZAL yine ezici bir çoğunlukla iktidar oldu. Aynı MENDERES döneminde olduğu gibi, büyük bir kalkınma başlatan ÖZAL, o zamanın CHP’si diyebileceğimiz SHP ve yandaşları tarafından diktatörlük ve yolsuzlukla suçlandı. Hala aydınlatılamamış bir şekilde belki de kasten öldürülerek iktidarı elinden alındı. 

       2002 yılında yine yoksulluk ve krizlerden bunalan halkımız bu kez kurtarıcı olarak Recep Tayyip ERDOĞAN ve AKPARTİ’yi tercih etti. Anayasa mahkemesi ve Yargıtay C.Başsavcılarının kapatma kararı çıkarmak ve AKP iktidarını engellemek için verdikleri mücadele olumsuz sonuçlanınca, 2016 yılında ABD’nin kucağındaki FETÖ’nün sponsorluğunda yeni bir darbe teşebbüsüne giriştiler. Bu darbenin de milletimizin cesaret ve basireti sayesinde önlenmesi neticesinde, şimdiki CHP yönetimi daha öncekiler gibi algı yönetimi ile CUMHUR ittifakını ve dolayısıyla milliyetçi-muhafazakar kesimin iktidarını sekteye uğratmaya çalışıyor. Recep Tayyip ERDOĞAN’ı tıpkı Özal ve Menderes’e yaptıkları gibi yolsuzluk ve diktatörlükle suçluyor. 

       Taktik hep aynı. Türkiye’nin milli bir hükümetle kendi eksenlerinden çıkmasını istemeyen ABD ve AB ülkeleri her seferinde başka bir senaryoyu vizyona koyarak Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyor. Fakat burada ilginç olan emperyalizme karşı olduğunu söyleyen sol siyasetin ve sol siyasetin en büyük temsilcisi olan CHP’nin de, Batı’nın değirmenine su taşımasıdır. Esasen bizde solculuk, bir ideoloji olmaktan ziyade, doğrudan din ve millet düşmanlığı olarak algılanmıştır. CHP kuruluş ilkelerinde yer alan halkçılık ve milliyetçilik kavramlarını çoktan çöpe atmış, halkının %80’i müslüman olan bir ülkede, İslam dinini ve müslümanları hedef tahtasına oturtmuş garabet bir siyasi harekettir. Normal olarak sol bir siyasi hareketin kapitalizm düşmanı olması gerekirken CHP, emperyalist batının emir eri olmayı kendisine vazife edinmiştir. Aslında günümüzde sol örgütlerin tamamına yakını da emperyalist ülkelerin ve küresel sermaye sahiplerinin kontrolü altındadır. 1950-60’ların, özgürlük, barış ve eşitlik söylemleriyle ortaya çıkan solcularının yerini, şimdilerde en vahşi kapitalistler almıştır. Buna şöyle bir örnek versem meramımı anlatmış olurum. 

       Türkiye’nin en büyük sermayedarlarının bağlı olduğu TÜSİAD adındaki kökü dışarıdaki işadamları derneği ile CHP’nin aynı çizgide durmaları, sol ideolojinin çöktüğünün en büyük kanıtıdır. CHP’nin elinde solculuk adına sadece din ve millet düşmanlığı kalmıştır. Sezgin TANRIKULU gibi bölücü Kürt siyasetinin temsilcileri ile Canan KAFTANCIOĞLU gibi DHKP/C bağlantılı siyasi aktörlerin cirit attığı CHP, ekonomik sıkıntılardan dolayı CUMHUR ittifakına kızgın olan bizim mahalleli tarafından yakında anlaşılacaktır. Her şey aslına rücu edecektir. Müslüman Türk milletinin dini ve ahlaki değerlerinden korkan jakobenler, uzun bir zaman daha bu korkularıyla yaşamak durumunda kalacaktır. 

       Selam ve dua ile.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Aygün Sağlam
    8 ay önce
    Sevgili arkadaşım düşüncelerimin dili tercümanı olduğun için kutlarım. Tarih tekrarı yaşandığı sadece kişilerin değiştiği seneryolardan bıkkınlıktan dolayı siyasetle ilgim kalmadı. Ama doğru sözlerini de göz ardı yapamadım. Allaha emanet ol sağlıkla kal arkadaşım.