KÜFÜR TEK MİLLETTİR
İlhan KÜÇÜKDAĞ

İlhan KÜÇÜKDAĞ

[email protected]

KÜFÜR TEK MİLLETTİR

18 Eylül 2020 - 09:09


         Doğu Akdeniz konusunda son zamanlarda yaşananlara baktığımızda, batı toplumunun tamamının, Rusya ve müttefiki İran’ın Türkiye ye karşı topyekün bir blok oluşturduğunu görüyoruz. ABD başta olmak üzere, bütün hristiyan dünyası, mezhep ve meşrep ayrımı yapmadan hep birlikte Türkiye’ye geri adım artırmanın derdine düştüler. Büyük çoğunluğu katolik olan ABD ve Fransa ile Protestan olan Almanya ve diğer AB ülkeleri kendi aralarında yüzyıllarca savaştıkları ortodoks Yunan’a destek vermek için birbiriyle yarışır oldu. Sebep! Müslüman bir ülkeye karşı din kardeşliği. 
        Şimdilik sesi çıkmayan İngilizler de her zaman olduğu gibi, öne bir piyonu sürüp, kendisi geri planda kalarak, süreç sonunda nasıl kârlı çıkacağını hesaplamakla meşgul. Ancak hiç şüphe yok ki konu Türk olunca hiç birinin bizimle olmayacağını biliyoruz. 
        Yazılarımızı takip edenler bilirler. Biz millet olarak Avrupalılardan hiçbir zaman dostluk beklentisi içinde olmayız. Bundan dolayı onların düşmanlıkları bizim çok zorumuza gitmez. Ancak hep üzerinde durduğum konu, islam aleminin içinde bulunduğu içler acısı durumdur. Etrafımızda bulunan kılıç artığı milletlere bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. 
        Osmanlı döneminde devlete karşı ortaya çıkan en büyük isyanlardan biri Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali paşanın başlattığı isyandır. Padişah 2. Mahmud’un isyanı bastırmak için önce Fransız ve İngilizlerden yardım istediği, onlar yardımı reddedince Ruslardan yardım alarak isyanı bastırdığı bilinmektedir. Kendi devletine ihanet eden bir valinin arkasında binlerce Mısırlı asker devlete ve Halife’ye baş kaldırmıştır. Zira Mısır’da müslümanlar olduğu gibi, firavunun soyuda hala yaşamaktadır. Yine Suudi Arabistan ve yanındaki kabile devletleri Türkiye’ye karşı, hristiyan batı ülkeleri ile anlaşmalar yaparak soylarının kime dayandığını ispat etmişlerdir. Evet, Suudi’lerin içinde Hz Ebubekir ve Hz ömer(r.a)in soyundan gelenler olduğu gibi Peygamber efendimiz (s.a.v.)in, “Benim ümmetimin firavunuda budur.” Dediği, Ebu Cehilin soyuda devam etmektedir. 
       İslam tarihi boyunca her türlü fitnenin baş mimarı olan İran, şimdi de boş durmamaktadır. Güney Azerbaycan’daki milyonlarca soydaşımıza uyguladığı baskı politikaları bir yana, Irak ve Suriye’de hayata geçirmeye uğraştığı şii yayılmacılığı ve Yemen’de ki iç savaşın da en büyük mimarıdır. Tarih bilenler Yavuz sultan selim Han ile İran hükümdarı Şah İsmail’in arasındaki mücadeleyi okumuşlardır. Yani anlayacağınız ne kadar dost ararsak arayalım, yanımızda sırtımızı dönebileceğimiz hiç kimseyi geçmişte bulamadığımız gibi, bundan sonrada boşuna aramış oluruz. Dolayısıyla kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız. Tarih tekerrürden ibaret. Selçuklu devletinin düşmanı olanların soyundan gelenler Osmanlı’ya da düşmanlık ettiler. Osmanlı’yı yıkmak için her şeyi yapanlar, bizim içinde iyi şeyler düşünmüyorlar. 
        Aynı manzara içimizde de tezahür ediyor. Geçmişte devlete düşman olanların torunları şimdi de bize düşman. Türkiye de devletin karşısında olan herkesin soyu araştırılsa, ben eminim ki hiç biri temiz bir nesebe bağlanamayacaktır. Yani ihanet edenin yedi ceddi hain, ve yine kendisinden sonraki bütün soyu da hain olacaktır. 
          Dünyanın şu anda içinde bulunduğu durum göz önüne alındığında, millet olarak yapmamız gereken şey, ne ile karşılaşırsak karşılaşalım, bütün varlığımızla devletimizin ve milletimizin yanında yer almak ve aramıza fitne sokmak isteyenlere fırsat vermemektir. Selam ve dua ile.

YORUMLAR

  • 0 Yorum