Türk SİHA'ları F-35'lerle uyumlu çalışacak

NATO ülkelerine sattığımız S'larla ilgili gelişmeler hız kesmiyor. Polonya Savunma Bakanı’nın 'F-35 ve diğer sistemlerle uyumlu çalışacak' cümlesini değerlendiren uzmanlar, "S'ların F-16'sı Türk S'ları olabilir" metaforuyla süreci anlatıyor. (Sertaç Aksan/TRT Haber)

Türk SİHA'ları F-35'lerle uyumlu çalışacak
10 Haziran 2021 - 15:28
Türk S’larının başarılarını ihracatla taçlandırdıkları çok önemli bir dönemden geçiyoruz… Daha önce Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde boy gösteren, Batı’nın ise uzun süre ‘sessiz ve derinden’ takip ettiği yerli ve milli S’larda yeni bir dönem başladı. Avrupa’ya ilk ihracat Ukrayna’ya yapıldığında hem içeride hem de dışarıda ‘motor ortaklıkları ve benzer iş birlikleri’ nedeniyle sadece Ankara-Kiev arasında gelişecek bir sürecin temeli atıldığı inancı çok yaygındı. Aradan geçen sürede işin pek de öyle olmadığı anlaşıldı. Önce çok farklı ülkelerden üst düzey heyetler Türk S’larını incelemek üzere ülkemize geldi, ardından anlaşmalar birbirini izledi. Burada doğal olarak en büyük ilgiyi Polonya çekti çünkü bir NATO üyesi ilk kez Türk S’sı ihraç ediyordu. Aslında bu durum NATO standartları gibi askeri açıdan son derece yüksek olan bir eşiği ülkemizin yerli ve milli S’larda aştığının göstergesiydi.
KONUSUNDA TECRÜBEMİZ 1990’LI YILLARA UZANIYOR
Polonya’ya S satışının ardından sürece dair pek çok haber yapıldı. Biz bu haberimizde benzer bilgileri tekrarlamaktansa madalyonun arka yüzüne bakmaya çalışacağız ve muhtemel ‘yaygın kullanım’ konusu üzerinde duracağız. Savunma Sanayii Araştırmacısı Fatih Mehmet Küçük, bahsettiğimiz yaygınlığı ilginç bir metafor üzerinden anlatıyor… Küçük’e göre dünya genelinde S’ların F-16’sı Türk S’ları olabilir… Tabii ki burada F-16 ile S’yı karşılaştırmıyor Küçük. Sadece kullanım, maliyet, fayda, yaygınlık gibi temel kriterler üzerinden bir değerlendirme yapıyor. Bu konuyu detaylandırmadan önce Araştırmacı Küçük’ten Baltık ülkelerinin Türk S’larına yönelik iştahını kısaca anlatmasını istiyoruz. Küçük’ün verdiği bilgilerden aslında ülkemizin insansız hava araçları konusunda geçmişte de deneyimsiz olmadığını öğreniyoruz. Aslında Ankara, ’lar konusunda önemli bir geçmişe ve altyapıya sahip. Bu sistemlerin üretimi dışında kullanımı açısından tecrübeli bir ülke. BU NOKTAYA ADIM ADIM GELDİK
yolculuğumuzun 1990’lı yıllarda başladığı hepimizin bildiği ama üzerinde pek de durmadığı bir konu. Bu duruma karşı çıkıyor Küçük ve söz konusu altyapının neden önemli olduğunu “Türkiye kullanımı gibi önemli bir kabiliyetini yaklaşık 30 yıldan bu yana kullanan bir ülke. Ayrıca ’lar ile ilgili deneysel çalışmalar ve geliştirme süreçlerini de 20 yılı aşkın süredir devam ettiriyor. Bu durum ’lara yönelik özgün muharebe konseptlerini oluşturmamızda en temel etken. Yani bu alanda sadece üretim değil kullanma açısından da ‘adımlarımızı sağlam bir şekilde ata ata’ bu noktaya geldik” cümleleriyle anlatıyor.
RUS TEHDİDİNİ HİSSEDEN TÜRK S’SINA BAKIYOR
Baltık bölgesindeki Türk S’larına yönelik giderek yükselen bir talep olduğu sır değil. Türk S’sını alanlar, alma niyetini belli edenler, ‘Neden olmasın?’ diyerek topu yakın geleceğe atan başkentler var. Bu durumu üçlü bir sac ayağına benzetiyor Fatih Mehmet Küçük. Bu sac ayağının ilki Türk S’larının sahadaki başarıları ki bu konuda dünya söz konusu platformların hakkını veriyor. Diğer tarafta rakiplerine göre fayda-maliyet avantajı kesinlikle en önemli hususlardan. Sac ayağının son halkası, Türk S’larının Rus sistemlerine karşı su götürmez başarısı... Tüm bunların söz konusu alanda ‘doğal bir lider’ yarattığına dikkat çeken Küçük, “Rus tehdidini hisseden Türk S’larına bakıyor” ifadesini kullanıyor.   POLONYA’NIN ALMASI DÖNÜM NOKTASI
“Polonya’ya satış konusunda çok küçük bir parantez açmalıyız” diyor Küçük… Ama öncesinde kısa bir bilgi veriyor ve 2020 yılında Baltık bölgesinde NATO tarafından 36’dan fazla eğitim ve tatbikat gerçekleştirildiğini vurguluyor. Yine bu ülkelerin hava sahalarında Birleşik Krallık, İspanya, İtalya ve ABD gibi ülkeler tarafından uçuşlar yapılarak Rusya’ya karşı önlemeler gerçekleştirildiğini unutmamamız gerektiğine değiniyor. Sonrasında ise Ankara’nın Varşova’ya Türk S’sı satabilmesine getiriyor sözü ve “Polonya gibi F-35 savaş uçağına kadar ABD’den her türlü silah sistemini alabilen bir ülkeye S/ ihracatı diğer ülkelere göre çok daha dikkat çekici ve zor” görüşünü dile getiriyor.
TÜRK S’LARI F-35’LERLE UYUMLU ÇALIŞACAK
Bu noktada aslında çoğumuzun gözünden kaçan bir detayı daha hatırlatıyor Fatih Mehmet Küçük ve sözü Polonya Savunma Bakanı tarafından yapılan açıklamanın satır aralarına getiriyor: “Polonya Savunma Bakanı, Bayraktar TB2’lerin ABD’den temin edilen F-35 savaş uçakları ve HIMARS topçu roketleri gibi sistemlerle ‘beraber ve uyumlu’ çalışacağını söyledi. Türk savunma endüstrisi tarafından üretilen sistemlerin tercih edilmesinde öne çıkan noktalardan biri de bu. NATO altyapılarıyla uyumluluğu ve esnek kullanımı… Bahse konu uyumluluğun detaylarını bilmiyoruz. Ancak ben bu uyumluluğun entegre kullanıma dönüşmesini 'geleceğin anahtarı' olarak görüyorum.
F-16 BENZETMESİ İLE NE DEMEK İSTEDİ?
Haberimizin başında Fatih Mehmet Küçük’ün F-16 üzerinden Türk S’larının geleceğine dair farklı bir okuması olduğundan bahsetmiştik… Tabii burada şunu net bir şekilde ifade edelim; bu yaklaşım kesinlikle bir savaş uçağı ile S’yı karşılaştırmak için yapılmıyor. Küçük’ten “S'ların F-16'sı Türk S'ları olabilir” cümlesindeki temel yaklaşımı daha net bir şekilde anlatmasını istiyoruz: “Aslında bunu bir metafor olarak dile getirdim. Burada yola çıktığım benzerlik F-16’nın çok yüksek maliyet etkinlik, yüksek operasyonel başarı, yaygın kullanımı, gelişiminin sürekli devam etmesi ve kullanıcısına sunduğu esnekliği ile NATO’daki en yaygın savaş uçağı olmasıydı. NATO dışında da geniş bir kullanıcı skalası elde eden F-16’lar MiG-21 ve F-4’ler ile birlikte en yüksek sayıda üretilen jet motorlu savaş uçaklarından biri. Dolayısıyla Bayraktar TB-2’nin de geniş bir kullanıcı skalası elde etmesi, NATO içerisindeki taliplerinin artması, çok uygun maliyetlerle yüksek etkinlik göstermesi, gelişiminin sürekli devam etmesi, SATCOM gibi alternatifler de sunabilmesi gibi nedenlerle bu cümleyi kullandım. Bunun teknik bir söylem olmadığını, benzerlik ilişkisi kurduğumun bir kez daha altını çizeyim. NATO’da Polonya sonrasında farklı ülkelerin de gelecek dönemde Türk S’sı tercih etmesi çok yüksek ihtimal. Baltık bölgesi dışında olup, NATO’nun öne çıkan ülkelerinin temin etmesi seçeneklerden biri. Ben her halükarda Bayraktar TB-2 özelinde Türk S/’larının ününü çok farklı bir noktaya taşınacağı inancındayım.”

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum